.
Kalk, yeniden umutlara dayan! 18/02/2012
.
Sil yüzünden hüznü,
Kalk, yeniden umutlara dayan!
Damlada denizler görür,
Ruhunu aşka adayan!
.
Kadim Dolunay
Evine hoş geldin!… 12/02/2012
.
Kanserden muzdarip olan bir gencin, gördüğü ışın tedavisi, kemoterapi sebebiyle saçları dökülmüş,
bu halinden utanmış, çekinmiş, arkadaşlarının arasına nasıl çıkacağını düşünüyormuş.
Tam evine gelince, evinin önünde onları görmüş.
Yaklaşık 50 arkadaşı onu karşılayıp: “Evine hoş geldin!” demişler ama onu asıl şaşırtan başka bir şeymiş:
50 arkadaşı da kafalarını sıfıra vurmuşlar, aynen onun gibi!
.
“Mü’minler, birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidirler.
Vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa diğer azaları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır.”
.
Buharî
Umudunu Yitirenlere, Yitirmeyenlere!.. 07/01/2012
.
Hayata toz pembe bakmak değil bu.
Belki zor, belki zahmetli ama başka şey umutlu olmak, umutla bakmak, umudu taşımak yüreğinde.
Bu büyük gücü keşfettiği zaman artık karamsarlık diye bir kavramı bilmez kişi.
Sıkılır bazı, daralır; fakat yine de güçlüdür, sıkıntılar sarmaz onu, çünkü umutludur.
Yüreği geniştir, çünkü umudun verdiği güçle dopdoludur.
Umut çalışana görünür ancak, emek sarf etmek lazım.
Çaba varsa umut da vardır, inanç da vardır.
Çaba sarf eden çabalarının sonucunu alacağını bilir,
çalışmayan ise herkesi kendi gibi tembel, her şeyi kendi gördüğü gibi olumsuz ve imkansız görür.
Ve bu hastalığını da etrafına yayar; bulaştırmaya çalışır.
Bu gün güç dengeleri değişmiş, değerler maddiyat üzere şekillenmiş, imtihan zor ve çetin günler bırakmış kapımıza.
Aldatıcı dünya?… Kanmamak, umudu yitirmemek gerek.
Tüm kalp gözleri açık mı?
Tarih umudun nice zaferleriyle doludur.
Bugün de umudu bırakmamak, umudu çoğaltmak, umutla bakmak; büyük zaferler sunacak bizlere.
Umudu korumalı, umudu arındırmalı, umudu paylaşmalıyız.
Zaman zor, zaman garip zaman, zaman ahir zaman.
Zaman Rabbe ve O’nun dinine, Resule ve onun emanetine,
mücadeleye ve ardındaki zafere, umuda ve onun bekçilerine sıkı sıkı sarılmak, sahiplenme ve bağlanma zamanıdır.
Umut kararlı kılar insanı, çünkü sonuçta iyiye, güzele dair inanç vardır. Bu inanç yürütür, koşturur, ulaştırır menzile.
Umut sabrı içinde barındırır. Sabrı besler, sabrı büyütür. Düşeceği anda tutar elinden.
Ona güzel günleri, güler yüzleri, mutlu gönülleri anlatır. Sabır umudun vaat ettikleri ile yaşar.
Umut azimdir. Aşılamaz dağları, ulaşılamaz yolları, sabahsız yarınları devirir, yakın eder uzakları.
Umut aşktır, sevdadır müminin yüreğinde, yanar-tutuşur. Engelleri, zorlukları ve daha nice sıkıntıları görmez gözler.
Umutsuz yaşayamaz sevdalısı, onu anmadan, onu beklemeden, onu düşünmeden edemez.
Umut dirençtir, her şeye, herkese rağmen ayakta durmak, yıkılmamaktır. Hayatı başı dik karşılamaktır.
Umut güvendir. Vaat edene ve vaat edilenlere, vaadinden dönmeyene.
Umut şükürdür, teşekkürdür zamansız, sebepsiz, imkansız onca nimete karşı beslenen minnettir.
Umut teslimiyettir. O yüce gücün hakimiyetine kilitlenmektir.
Umut hayattır, nefes almaktır. Dört bir yanda keskin pençeleriyle boğazına sarılırken, tıkanışlar-tükenişler inadına soluk alıp vermektir.
Umut coşkudur.
Umut devrimdir, yerle bir eder tabuları.
Umut güzelliktir. Her şeyde, her yerde güzelliği görmektir, güzel görmektir.
Umut saflıktır. Hilelere, tuzaklara, aldatıcıların sahte ve geçici şaşalarına kanmayacak kadar saf ve temiz olmaktır.
Umut izzettir. Zulme razı olmamak, zalime alkış tutmamak ve Rabbini tanımaktır.
Umut duadır. El açıp yalvarmak, yalnız Hakk’tan ummak ve umduğuna inanmaktır.
Umut gülmektir acıya, okumaktır mesajı, görmektir ufukları, dokunmaktır hikmete, çözmektir sırrı, anlamaktır yaşamı.
Umut kavgadır. İnattır çaresizliğe, darbedir düşmana, türküdür sevdaya, samimiyettir davaya, dermandır yaraya.
Ve Umut imandır.
İmanın ta kendisidir, özüdür kattığıdır. İmanın gözüyle bakmaktır olumsuzluklara, imanın gözüyle meydan okumaktır şeytana ve dostlarına.
İmanın doruğudur, kandır damarlarda.
Ve ……Umut Güneştir. Güneş umuttur, doğacak yarınlardan Güneş umudu taşır, umudu büyütür, umudu sunar, umudu tanıtır ihtişamıyla.
Umut güneşi korur, Güneşi tanıtır, Güneşi hatırlatır, Güneşi bekler. Güneş için bekler.
Umut Güneştir. Güneş umuttur. Doğacak, umudu besleyen ve Güneşi bekleyen imanlı gönüllerde.
.
La-Edri
Ümidimi affına merdiven yaptım. 16/12/2011
.
“Kalbim kasvet bağlayıp yollar da sarpa sarınca,
Ümidimi affına merdiven yaptım.
Günahım gözümde büyüdükçe büyüdü; ama
Onu alıp affının yanına koyunca, affını tasavvurlar üstü büyük buldum.”
.
İmam-ı Şafii Hazretleri
İnsanlar, uğrunda çaba gösterdikleri her şeye ulaşırlar. 15/12/2011
.
Ayrılık, her ne kadar ümidin belini kırsa,
ıztıraplar, cefâlar, isteklerin, emellerin ellerini bağlasa da,
Allah sevgisi ile mest olan âşıkın gönlü, ümitsizliğe düşmez, Hak’tan ümidini kesmez.
İnsanlar, uğrunda çaba gösterdikleri her şeye ulaşırlar.
.
Hz. Mevlânâ
Geç değil 11/12/2011
.
Depresyon hali ne zaman başlar? Bu konuda psikologlar ve psikiyatristler ayrı ayrı ve kendilerince profesyonel cevaplar verecektir. Bu konuda benim vereceğim cevaplardan biri ise oldukça basittir.
İnsanın ümidinin bittiği noktada depresyon başlar. Hayatımızda bir şeylerin iyileşeceğine olan inancımız kalmadığında enerjimiz biter. Her şey için bir isteksizlik başlar. Kalkmak da zor gelir, işe gitmek de ve hatta arkadaşlarla eğlence için buluşmak da. Ümitle birlikte kaybolan tek şey ümidin kendisi değildir; aynı zamanda anlam da kaybolur. Anlam kaybolduğunda insan yaşama amacını da kaybeder ve zaman beyhude bir şekilde geçer.
Heyecanın iki ucu vardır. Bir uçta yapmak istedikleri için derin bir sabırsızlık duyan, ertesi günü, ertesi yılı iple çeken ve projelerini adım adım hayata geçirmek için yerinde duramayanlar vardır. Heyecanın diğer ucunda ise bu gereksiz ve anlamsız zamanın bir an önce bitmesini bekleyen, umudu kalmamış ve yaşamda anlam bulamayanlar vardır. Bir de iki ucun ortasında bazen heyecanlanan, bazen de heyecanını kaybeden insanlar vardır. Bu kategoriye girenler mutedil dalgalı deniz gibi değişkendir. Bunda da kötü bir şey yoktur; normalliğe işaret etmektedir. İki uç arasında giderken dengede kalmaktadır. Ne var ki, denge noktası, bazen sıfıra eşittir.
Heyecanın bir numaralı ucunda, yapmak için derin bir sabırsızlık duyanlardır. Bu gruptakiler şaşkın bir telaş içinde değil, olgun bir sabrı yaşayanlardır. Onlar için yapmak istedikleri şey çok büyük ve ağırdır. Bu şeyi bir halat ile kendilerine doğru çekmektedir. Halat ellerini çok acıtsa da halatı hiç bırakmadan büyük bir inanç ve sabırla kendilerine doğru çekmekte ve hedeflerine yaklaşmaktadır. Heyecanın diğer ucunda her şey için geç olduğunu düşünen bir grup insan vardır. Bunlar yaşlarından bağımsız her şey için geç olduğunu düşünürler. 25 yaşında olup master için geç diyenler de olabilir; 40 yaşında olup iş kurmak için geç diyenler de, 45 yaşında olup evlenmek için geç diyenler de olabilir. “İşte her şey için geç” diyenlerin hepsinin ortak özelliği, yapmak istedikleri şey için umutlarının kalmamış olmasıdır. Henüz depresyona girmedilerse de kısa süre sonra depresyona girme potansiyeli de taşırlar.
Kendilerine yeni bir yaşam kurmaya başlayan, dünya çapında başarı elde etmiş birkaç insandan söz etmek istiyorum. Bizim coğrafyamızdan en ilginç başarı öykülerinden biri Mimar Sinan’ın başarı öyküsüdür. Profesyonel mimarlık kariyerine 50 yaşından sonra başlayan Mimar Sinan’ın öncesinde at üstünde kılıç sallayan bir asker ve devşirme bir yeniçeri olduğunu çoğu kimse bilmez. Mimarlık kariyerinin ‘çıraklık eserim’ dediği eserini 50′sinden sonra vermiş olması, onun alçakgönüllülüğünü değil, mimarlığa yeni başladığını gösterir. Ümidini kaybetmeyen genç ihtiyarlar kulübünün üyelerinin isimlerini biliriz; ama yaşlarını bilmeyiz. Kolomb, Amerika’yı keşfe çıktığında 50′sini geçmişti. Pasteur, kuduz aşısını bulduğunda 60 yaşındaydı. Verdi, en büyük eseri Fallstaf’ı yazdığında 80 yaşını geçmişti. Afrika’da hastaneler kuran ve ömrünün son günlerine kadar ameliyat yapan, katkıları dolayısıyla Nobel Barış Ödülü alan Albert Schweitzer, 90′larına yaklaşırken hâlâ çalışıyordu. Peter Drucker, ‘başyapıtım’ dediği “21. Yüzyıl İçin Yönetim Tartışmaları-Management Challenges for 21st Century” isimli kitabını yazdığında 90 yaşını geçmişti. Yukarıdaki paragraftaki kişilerin elli yaşından sonraki yıllarda yaptıklarını dikkate alacak olursanız, hiçbir şey için geç değildir.
.
Melih Arat
Ümitlerin bittiği yerde.. 03/11/2011
“Hayat böyledir dostum! Geçer beklemekle..
Ümitlerin bittiği yerde,
Abdest al ve sabahı bekle..”
.
Muhsin Yazıcıoğlu
Umudun varsa, sen de varsın! (via Melâl Misralari) 18/09/2011
-umut hazinesinden nasipdar olanlara-
şefkate bûse kondurur, sevgiye gamze çakarsın,
dostlukla kol kola gezer, azmin engelini yıkarsın,
gölgesi çökse zulmetin umut çerağın yakarsın,
inancına sevgili, gayretine yârsın
bil ki ; umudun varsa sen de varsın!
yeis sızamaz semtine, ümide gözün gibi bakarsın;
dertler yıldıramaz seni, sabrınla bulutlara çıkarsın;
güneşe selam gönderir, yıldızlara nur takarsın;
ukbâya taliptir özün, sen bu dünyadan bıkarsın.
koşarken aşk ile koşar, yaşarken şevk ile yaşarsın,
bil ki; umudun varsa sen de varsın!
Melâl
Bu naçizane mısralar, şayet kabul ederse bir iade-i teşekkür kabilinden sevgili La Reverie ve onun şahsında yürek heybesinde umut taşıyan tüm dostlara fakirin ufacık bir armağanıdır…
Bâki muhabbetlerimle..
via Melâl Misralari
Gönlünü karartma 16/10/2010

Gönlünü karartma,
Yolculuk sürüyor.
Arayışın bitmedi ki çaren de bitsin.
Yol çaredir.
Yol aktığı sürece çare tükenmez.
Ahmet Ümit













![Quran verses with tasbih [edited] Quran verses with tasbih [edited]](http://farm3.staticflickr.com/2206/2344598309_446db1721c_t.jpg)


Son Yorumlar