Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

EY ISTANBUL- Almanya 2.Türkçe Olimpiyatı Temmuz 17, 2009

Kategori: Berceste-Şiir, Multimedia — La Reverie @ 9:19 pm
Tags: ,


Fatih Sultan Mehmed’in, kokladığı güldesin,
Asırlardır gönülde, şarkılarda, dildesin
Sen Yüce Peygamberin gösterdiği beldesin,
Sana kavuşmak için, yola çıktı nice kul,
Güzeller güzelisin canım güzel İstanbul.

Bir Ulubatlı gibi, sura dayandı gönül,
Medine’den yadigâr, Eyüp’teki gonca gül,
Akşemsettin nuruyla, aralandı sırlı tül,
Gir mana iklimine, ruhunu orada bul,
Evliyalar bekliyor, toprağını İstanbul.

Yedi tepe üstünden, seyrederken âlemi,
Elif elif yükselir, Sinan’ın taş kalemi,
Senin ağzından tattım, şiir gibi dlimi,
Kalemkârlar işlemiş, silinmezsin emin ol,
Üstat Yahya Kemâl’in aşk Aziz İstanbul.

Zaman mavi bir sudur, Boğaz’dan mazi akar,
Alev alev tutuşur, gün batarken Üsküdar,
Kubbelerden okunur, yüzündeki o vakar,
Emirgân zümrüt yeşil, Gülhane’de suskun gül,
Gönüller sultanısın Şehr-i Sultan İstanbul.

Üstünde kanat çırpan, tılsımlı nağmelerin,
Sazında sen saklısın,Tanburi Cemil Bey’in,
Hafızanda raksı var, dönen semazenlerin,
Bir tatlı huzur idi, Kalamış’a giden yol,
Huzurun kollarında Dersa’det’sin İstanbul.

Su içinde bir güzel, kıyamda Kız Kulesi,
Eski bir efsanenin suya düşer gölgesi,
Ufukta kızarırken bir Tanzimat lâlesi,
Beyoğlu Garb’a bakar, Fatih der ki:kendin ol!
Pay-ı Taht-ı Saltanat, nam-ı diğer İstanbul

Haliç turkuaz takı, gerdanına yakışır,
Boğaziçi’nde köşkler, sevdalıca bakışır,
Seni sevmek bir tutku, kanımıza bulaşır,
Bir ressam çizmiş seni, şaheser demek makul,
Zarifsin, endamlısın, ne güzelsin İstanbul.

Selami Yıldırım

 

Rashkil Kamar- Bu Bayram da Gelemedim Anne- 6.Türkçe olimpiyatları Haziran 5, 2009

Kategori: Multimedia — La Reverie @ 7:59 am
Tags: , , ,

 

Bulmak- Madagaskar 7.Türkçe Olimpiyatları Haziran 5, 2009

Kategori: Multimedia — La Reverie @ 7:29 am
Tags: , , ,

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

Erdem Beyazit

 

Irak / Ben Seni Görmeden Sevdim-7. Türkçe Olimpiyatları Şiir Yarışması Birincisi Haziran 5, 2009

Kategori: Multimedia — La Reverie @ 7:11 am
Tags: , , ,

 

Muhsin Yazıcıoğlu -Üşüyorum Şiiri Mart 26, 2009

Kategori: Beyne'l-Havf Ve'r-Recâ, Multimedia — La Reverie @ 8:47 pm
Tags: ,

Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde bindiği helikopderi düşen ve hala kendisine ulaşılamayan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Mamak Cezaevi’nde 15 yıl önce yazdığı ‘Üşüyorum’ şiiri dinleyenleri duygulandırdı. Kahramanmaraş’ta dağlık bir bölgede kendisiyle birlikte 6 kişiyle kaza geçiren Yazıcıoğlu, “Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır, Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum.” dizeleriyle şiirine başlıyor. Yazıcıoğlu’nun şiiri, “Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim, Güneşimi kapatmayın, Beton çok soğuk, üşüyorum.” dizeleriyle bitiyor.
İşte Yazıcıoğlu’nun Mamak Cezaevi’ndeyken yazdığı ve okuduğu ‘Üşüyorum’ şiiri:

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

Muhsin YAZICIOĞLU

 

Müptelâyım Mart 19, 2009

Kategori: Berceste-Şiir — La Reverie @ 7:02 pm
Tags:

"For her gift was unworthy of Him" by Hadassah28.

“Hasta gönlüm çok zamandır iftirakından harap…
Olmadım bir lâhza rahat geçti devranım benim…
Müptelâyım bir ümitsiz gizli derdin zehrine…
Bu sebepten her geçen gün düştü dermanım benim…
Yok teselliden nasibim, vermeyin zahmet bana!
Etmeyin bunca eziyet az mı hicranım benim…”

S. Arif EMRE

 

Çeke geldi çeke gider Mart 15, 2009

Kategori: Berceste-Şiir — La Reverie @ 11:42 pm
Tags: ,

s-goi-op

Aşkın odu ciğerimi
Yaka geldi yaka gider
Garip başım bu sevdayı
Çeke geldi çeke gider

Kâr etti firak canıma
Aşık oldum cananıma
As zencirin dost boynuma
Taka geldi taka gider

Sadıklar durur sözüne
Gayri görünmez gözüne
Bu gözlerim dost yüzüne
Baka geldi baka gider

Bülbül eder ah-ü figan
Hasret ile yandı bu can
Benim gönülcüğüm ey can
Hakk’a geldi Hakk’a gider

Arada olmasın asi
Onulmaz bağrımın başı
Gözlerimin kanlı yaşı
Aka geldi aka gider

Miskin Yunus’un sözleri
Efgan eder bülbülleri
Dost bahçesinin gülleri
Koka geldi koka gider

Yunus Emre

 

Aynacı Şubat 27, 2009

Kategori: Berceste-Şiir — La Reverie @ 10:23 pm
Tags:
ihnihi
İyi ki aynacı değilim
Her gün ayna kırardım
Sana baktığı için
Sen baktığın için.
Ümit Yaşar Oğuzcan
 

Sen İstanbul Kokardın- Serdar Tuncer Şubat 24, 2009

Kategori: Berceste-Şiir, Multimedia — La Reverie @ 9:48 pm
Tags: ,

 Martıların gözlerinden dinledim
İstanbul’un boğazı yanmış dün gece
Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim

Göklerden hicran yağdı, İstanbul’lu bir geceydi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi
Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın

Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda
Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi…
Utanır, intihar ederdi ölüm,
Hayata rest çekip ağladığımda,
Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi…
Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda
Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi
Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda,
Kah aşkı yağan kar tanesi
Kah Leyla tüten rüzgardın
Zambak gibi leylak gibi,
Sigaramda duman gibi
Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın

Dayadım ondörtlüyü İstanbul’un şakağına
İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum
Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına
Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum

Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece
Sensizken, İstanbul’da bir kez olsun gülmedim
Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri
Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim
Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul
Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim

Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor
Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor
Çatlayası deli yürek ’sen sen’ diye atıyor
Oy gece gözlüm oy, İstanbul seni kokuyor

Serdar Tuncer

 

Kurbanım- Serdar Tuncer Şubat 24, 2009

Kategori: Berceste-Şiir, Multimedia — La Reverie @ 9:23 pm
Tags:

Kurbanım
Yar adıyla başlayayım sözüme
Gülsüz bağda bülbül ötmez kurbanım
Sözü önce söyleyeyim özüme
Yoksa kalpten kalbe gitmez kurbanım

Sen senin olmazsan tüm dertler biter
Varını yokunu mürşidine ver
Ustanın elinde kütük ol yeter
Teslim olan zarar etmez kurbanım

Güvenme kendine ben oldum diye
Pişenler hamım der, bir düşün niye
Tövbe lazım ettiğimiz tövbeye
Bir tövbeyle bu iş bitmez kurbanım

İltifat beklemek kırılmak nedir
O kapıdan kovsa sen bacadan gir
Ha sevmiş ha dövmüş ikisi de bir
Sevmese kaşını çatmaz kurbanım

Çalış nasibini al dünyadan yana
Ama sanma dünya yar olur sana
Ahiret parası lazım insana
Güneş hep batıdan batmaz kurbanım

Hizmet yoksa himmet olmaz bu kesin
Hem hizmet nimettir böyle bilesin
Gayret et gönle gir “benimdir” desin
Sultan kölesini atmaz kurbanım

Yap dediğini yap emrine göre
Bu iş bensiz olmaz deme boş yere
O eli tutmuşsa insan bir kere
Nefsini hesaba katmaz kurbanım

Cahiller ağzını açınca ben der
Ben deyip yol alan var mı hiç göster
Eli hep güzel gör kendini hep yer
Tezek su dibine batmaz kurbanım

Günahtı sevaptı bunlar boş hesap
Her neyi yaparsan Allah için yap
Avamın işidir bu hesap kitap
Aşıklar kar zarar gütmez kurbanım

Dua kabul, niye sıddıkın ahı
Ne dedi hızıra nakşibend şahı
Hatırla idrak et anla bu rahı
Ben sadıkım demek yetmez kurbanım

Sadakat ne derse doğru demekmiş
Onsuz doğrulara eğri demekmiş
Sadakat sıddıkın bağrı demekmiş
Ciğer yanar duman tütmez kurbanım

Er olmak isteyen serinden geçer
Bir saki elinden badeyi içer
Seç deseler yarin zehrini seçer
Ağyarın balını tatmaz kurbanım

Sözün özü derdi minnet bil cana
Yare can ver ki can yar olsun sana
Serdar isen serini koy meydana
Kurbanlara bıçak tutmaz kurbanım

Serdar Tuncer