“Bütün güzellikler sende mevcut” Aralık 11, 2009
Maddî varlığınla, bedeninle yeryüzüne bağlısın, burada dünyaya geldin doğdun.
Burada yiyor, içiyor, dolaşıyorsun.
Sen, yeryüzünde yaşıyorsun ama mana bakımından gökyüzünde yaşayanlardansın.
İncilerinin dizildiği iplik gibisin.
Bütün güzellikler, hoşluklar, üstünlükler sende mevcuttur.
Hakk’ın nur mahzeni sana verilmiş, sana emanet edilmiştir.
Sen, ne olduğunu nereden geldiğini düşün de, aslının aslına gel!
Divan-ı Kebir
Gönül pencereni Hakka ve hakikata aç.. Aralık 5, 2009
Nûr-ı tâbândan size yokdur nasib
Beste revzen mâhdan bulsun mu zîb
Ey nasipsiz! Hem pencereni sımsıkı örtüyor, perdeleri çekiyor hem de ay ışığından nur umuyorsun. Dışarıda dolunay pırıl pırıl olmuş neye yarar. Sen yol vermedikçe o kapından içeriye giremez. Bu dünya gecesinde de iman nuruyla aydınlanmak istiyorsan gönül pencereni Hakka ve hakikata aç, gözünden o örtüyü kaldır.
Mevlana
Senin ilmin boyadır Aralık 5, 2009
İlmin olmazsa eger bî-vasıta
Pâyidâr olmaz çü reng-i mâşıta
İki süs ve iki ilim var. Makyajcının bezediği yüzün boyası ilk yıkamada gelip geçer, Allahın süslediği yüzlerin güzelliği ise kalıcıdır. İlmin de sahici olanı ve makyaj olanı var. İlahi bir kaynaktan aracısız olarak gelen vehbi ilim gerçek ve kalıcı ilimdir. Kitap ve hocadan öğrenilen ama hazmedilmeyen ilim ise makyajcının boyası gibi bu gün vardır yarın yok. O halde..
O halde kalıcı güzelliği iste ve gerçek ilme talip ol.
Mevlana
Işık kirlenir mi? Aralık 1, 2009
Düşse kazûrâta tâb-ı şems eğer
Nûruna gelmez habâsetten keder
Güneş ışığı pisliğe düşse ışığa o kirden hiç zarar gelir mi? Güneş tabiatlı insanlar bu dünya mezbeleliğinde ısıtmak ve ışıtmak için adam seçmezler. Düşkün ve çirkin kişilerle oturup kalkmaktan, onlara bir zarar gelmez. Nasıl ışığı yerde olan güneşin kendisi pek yükseklerde ise halk arasında görünen Hak erlerinin makamı da yücelerdedir.
Mevlana
Geceyi verme, gündüzü arama… Kasım 30, 2009
“Ey can!
Haberin var mı? Senin dertlerle, kederlerle harap olmuş,
yıkılmış gönlünde, Hakk’ın gizli bir hazinesi vardır.
Aklını başına al da, şu yıkık gönül köyünü,
Bağdad şehri ile bile değişme!
Allah’a yemin ederim ki,
senin şu karanlık gecen, yüzlerce gündüzden daha iyidir.
Geceyi verme, gündüzü arama!”
Hz. MEVLÂNÂ
( Dîvân-ı Kebir )
Yavaş ve Kesintisiz İstemek Gerek.. Kasım 13, 2009

Yeryüzü ve gökler Allah tarafından altı günde yavaş yavaş var kılınmıştır.
Yoksa bir anda yüz yer ve gök yaratmaya gücü yeterdi. Çünkü O, “ol der oluverir”.
Yüce Allah, Ademoğlunu kırk yıl içinde yavaş yavaş tam bir insan kılar.
Oysa bir solukta elli kişiyi yoktan uçurup getirmeye gücü yeterdi.
Bir dua ile hemen ölüyü yerinden kaldırmaya İsa’nın gücü yeter de…
İsa’nın yaratıcısı bir çırpıda öbek öbek insan yaratamaz mı?
Bu ağırdan alış, yavaş ve kesintisiz istemek gerek, diye seni eğitmek içindir.
Sürekli akan küçük bir ırmak ne pis olur, ne de kokuşur.
Mesnevi (C.III)
Her düşman ilacındır, iksirindir senin; yararlıdır sana ve gönlüne şifadır… Kasım 6, 2009

Kul, acıdan ve yaradan dolayı Hakk’a yakarıp sıkıntısından bin türlü şikayet eder. Hak der ki sıkıntı ve acı, sonunda seni yakarışa yöneltip doğrulttu. Seni bizim kapımızdan saptırıp uzaklaştıran nimetten şikâyet et. Aslında her düşman ilacındır, iksirindir senin; yararlıdır sana ve gönlüne şifadır. Çünkü ondan bir boşluğa kaçarsın da Allah’ın lütfundan yardım dilersin. Aslında dostların düşmandır sana. Çünkü seni Hakkın huzurundan uzaklaştırıp meşgul ederler. Porsuk denen bir hayvan vardır. Sopa yedikçe irileşip güçlenir. Sopayı vurdukça iyileşir. Sopa yarasından semirip palazlanır. Müminin özü de gerçekten bir porsuktur. Çünkü o da çektiği sıkıntıyla güçlenip palazlanır. Bu yüzden peygamberlerin uğradıkları sıkıntı ve yenilgi, tüm dünya halkının uğradıklarından fazladır. Böylece canları başka canlardan güçlü duruma gelmiştir. Çünkü başkaları onların gördükleri belayı görmemiştir. Deri, tabaklamada kullanılan ilacın sıkıntısını çekerek Taif derisi gibi güzelleşir. Ona acı ve keskin ilaçlar sürmeseydin, kokuşup pis olurdu. İnsanı, nemden dolayı kokuşup ağırlaşmış deri olarak bil. Acı ve keskin ilaçları ona bolca sür de temizlenip güzelleşsin ve muhteşem olsun. Ey yiğit, böyle yapamıyorsan, istemediğin halde Allah sana sıkıntı verdiğinde bundan hoşnut ol. Çünkü dostun (Allah’ın) verdiği bela sizin arınmanız demektir. Onun bilgisi sizin tedbirinizin üstündedir. Sefaya ulaşılınca bela tatlılaşır, sağlığa kavuşmanın izleri belirince ilaç güzelleşir.
Mesnevi (C. IV)

















