Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

Purifying the Heart Temmuz 20, 2009

Kategori: English Articles-Stories etc. — La Reverie @ 10:08 pm
Tags: ,

Purifying the Heart

Imam ibn al-Jawzi رحمه الله was once asked:

“Is it better for me to make Tasbeeh (praise Allah) or to make Istighfaar (seek forgiveness)?”

He replied:

“The dirty robe is more in need of soap than perfume”

Simple words which holds great meaning for the person who understands. It is necessary to prepare the heart before to contain the love of Allah; the heart is the house of Allah and therefore before we intend to place Him within our hearts we have to ensure that it is clean and free of the filth of sins, and this can be achieved by seeking the forgiveness of Allah from our sins.
Nur (divine light) and Dhulumaat (darkness of sins) cannot be contained within the same heart; in the same way, Allah cannot reside in that heart which contains greater love for anything and anyone but Allah. The preparation of the heart is beautify it for its true occupier, Allah.

May Allah give us all the understanding of the words of our pious ‘Ulamaa and predecessors. May He give us the courage, strength and method of making preparations for His arrival within our hearts, which should be His abode alone. Aameen.

 

http://zainulabedeen.blogspot.com/

 

20 Kuruş‏ Nisan 6, 2009

Kategori: Kıssadan Hisse — La Reverie @ 8:25 pm
Tags: , ,

la-reverie

Londra’da bir camiiye yeni bir imam gönderilmiş. Adam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş.
 
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturup parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine düşünüyormuş ”20 kuruşu geri versem mi şoföre?..”diye ama içinden bir ses diyormuş ki “Çok gülünç bir sayı ve şoförün umrunda değil. Otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten… Sadece 20 kuruş onlara bir şey yapmaz.” Ve bu parayı saklayabilir diye düşünmüş Allahtan gelen bir hediye gibi…
 
İnecegi durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve: “Paranın üstünü fazla verdiniz.”demiş.
 
Şoför gülümsemiş ve demiş ki : “Siz camiinin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, islamı öğrenmek için.Ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi  görmek istedim.”
 
İmam inerken artık bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılacakmış, bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış, gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki:

“Allahım az daha islamı 20 kuruşa satıyordum!..”
 
Unutmayın ki belki de bugün siz, müslüman olmayan insanlar için dinimizi tanıtan yegane kişisiniz.

 

İşareti gördü ve Müslüman oldu-Video Mart 19, 2009

Kategori: Multimedia — La Reverie @ 8:45 pm
Tags: , , ,

Avustralyalı Rubin müslüman olma hikayesini bir stand-up’çı gibi anlatıyor.

Şu anda video paylaşım sitelerinde izlenme rekorları kıran bir video dolaşıyor. Videoda Avusturalyalı Rubin değişik dinleri araştırdıktan sonra nasıl Müslüman olduğunu anlatıyor.

Üniversitenin ilk yılında anne-babasının ayrıldığını, köpeğinin öldüğünü ve bundan dolayı zor bir dönem geçirdiğini anlatan Rubin, daha sonra Hıristiyanlıktan başlayarak, Yahudilik, Hinduizm ve Budizm’i araştırdığını ifade ediyor. Ünlü stand up’çıları aratmayacak şekilde Müslüman olma hikayesini anlatan Rubin, İslam’a yönelik önyargısını ve camiye düşen yolunu dinleyenleri kahkahalara boğan bir üslupla anlatıyor.

Müslüman olduktan sonra Ebu Bekir ismini alan genç, İslam Dinini seçmek için evinde oluşturduğu atmosferden bahsediyor ve Allah’tan varlığını göstermesi için çok küçük de olsa bir işaret bekliyor. Ancak o beklediği işaret bir türlü gelmiyor ve bundan rahatsız olduğunu anlatıyor. Daha sonra tekrar Kur’an-ı Kerim okumaya başlayan Genç, aradığı işareti ilk okuduğu ayette buluyor.

 

Bu Ağlamayı Dindirmek İçin Yavru Aralık 8, 2008

çiko, ağlayan çocuk

SENİN için bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak ızdıraplarını dindirmek, gönlünü abad etmek için. Bize gönül koyma, aheste – revlik ettik, vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan, sinemizde hep Yakub’un gadri efganı, içimizde Zeliha’nın aşkı hicranını taşıdık durduk. O ab-endam kametinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül’ün gibi kalbimde dağılıp durdu. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu.

HEM de sana el uzatmağa utanıyordum.. Aba-ı kenaiseyye-i hatırlatan cali şefkatimle karşına çıkmağa ar ediyordum zira sana, gözümün önünde kıydılar, zülüflerini tar-u mar edip, bu hale koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahk6r elimi eline… Sızlanışına rağmen uzatamamıştım… Kader’in, Faust’un kaderi, ama Mefiston kim? Kim reva gördü bunları sana? Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzare geldin. Geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmek elinde değildi. Etrafını büsbütün boş bulup halini aşina kimse göremedin. Asıl efganını sadece sen duyuyordun. Ve koşanlar, midenin ahü vahına koşuyorlardı. Bu günkü canhiraş feryatların, ta o zaman başlamıştı. Ta o zaman terk edilmiştin. Hem de can-feza iken. Sen başkalarının keyif ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin. Yalnızdın. Ve sahipsizdin.

DÜNÜN bu gününü doğurdu ve bu günün ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayrımındasın yavrucuk… Şimdi bana müsaade et de, şu badirede Bahadır’ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryadımı ruhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında gerektiği an imdadına koşamadığım için de kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım. Ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyif uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etme – kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefaletini hazırlayanları affeyle yavrucuk.

Sızıntı Şubat 1979 Yıl :1 Sayı :1- Başyazı