Fakat bil ki… Şubat 7, 2009

İbn-i Ömer ve Sehl ibn-i Sa’d (radıyallâhu anhümâ) hazretleri, Efendiler Efendisi’nin şöyle buyurduğunu naklederler:
Nasıl istersen öyle yaşa, fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin.
Kimi seversen sev ama unutma ki, bir gün ondan ayrılacaksın.
Dilediğin gibi davran, lâkin şu da her zaman hatırında olsun ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin.
Hâkim, Müstedrek, 4/360; Taberânî, Mu’cemu’l-Evsad, 4/306;
Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 2/252
Çocuk ve Tebessüm Şubat 5, 2009
Peygamberimizin ashabından Amir’in¸ Rafi adında bir oğlu vardı. Rafi ¸ küçük ve yaramaz bir çocuktu.Rafi bir gün¸ Medineli Müslümanlardan birinin hurma ağaçlarını taşladı. Bahçe sahibi onu yakalayıp Peygamberimize
götürdü ve:
- Bu çocuk¸ hurmalarımı taşlayarak bahçeme zarar veriyor¸ diye şikayette bulundu.
Sevgili Peygamberimiz¸ Rafi ’yi yanına çağırdı. Saçını ve yanaklarını okşadı. Sonra¸ yumuşak ve gönül alıcı bir sesle sordu:
– Yavrucuğum! Bu adamcağızın hurmalarını niçin taşladın?
Rafi ¸ çok utanmıştı. Ezile büzüle cevap verdi:
- Acıkmıştım; karnımı doyurmak için taşladım¸ dedi.

Peygamberimiz çocuğa hiç kızmadı. Yüzünde tatlı bir tebessüm belirdi. Rafi ’yi kucakladı ve ona şöyle dedi:
- Yavrucuğum! Bir daha ağaçları taşlama. Altına düşen meyveleri al¸ ye. Yüce Allah seni doyurur.
Sevgili Peygamberimizin yumuşak ve sevecen davranışı küçük Rafi ’yi çok etkilemişti. Rafi ¸ o günden sonra hiç yaramazlık yapmadı.
Çocuklara tebessümle¸ şefkatle ve hoşgörüyle yaklaşmayı ve onları bu temel metodlarla eğitmeyi bize Sevgili Peygamberimiz öğütlemektedir.
Aziz okuyucular¸ çocuklar size emanettir. Sizler de Allah’a emanet olunuz…
Kaynak: Somuncubaba Dergisi
Büyük mükafatlar… Şubat 4, 2009

Resûlü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:
“Allah kimin için hayır murad ederse,
onu bir kısım zorluklarla karşı karşıya bırakır.”
(Malik, Buhari)
—
“Şüphesiz ki büyük mükafatlar,
büyük belalar (dert ve acılar) karşılığında elde edilir.”
(İbn-i Mace, Tirmizi)
Allah cc. bir kulu zor ve acı bir dertle imtihan ettiğinde … Şubat 3, 2009

Resûlu Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:
“Allah bir kulu kendine zor ve acı gelen bir dertle imtihan ettiğinde, kul o derdi Allah’tan bildiği ve ondan kurtulmak için Allah’tan başkasına dua etmediği sürece, Allah bu hali, onun günahlarına keffaret ve arınma vesile kılar.”
(İbn-i Ebiddünya)
Zenginlik kalpte olur … Ocak 22, 2009
Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:
“Zenginlik kalpte olur, fakirlik de kalpte olur.
Kalbinde zenginlik olan kimseyi dünyadaki mal zengin etmez.
Ancak onu cömert yapar.”
(Taberani)
Asıl olan kalben zengin olmaktır. Kalben zengin olmayan, malı çok olsa da fakir sayılır.
Kalbi zengin olanı ise, mal çokluğu onun cömertliği artırır.
Çocuğun anne-babaya duası… Aralık 16, 2008
“Kişi (kabrinde) cennetteki derecesinin yükseltildiğini görür.
Sebebini Rabbine sorar:
Ya Rabbi! Bu ödüllenme nereden?
Ona şöyle cevap verilir:
Çocuğunun arkandan senin için Allah’a yaptığı af isteği ve dualardan…”
Hadis-i Şerif (İbn-i Mace)
Ağlayana… Aralık 12, 2008

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm buyurdular ki:
“Melekler, ağlayan adama dua ederler ve: ‘Allahım! Ağlayanı, ağlamayanlara şefaatçı kıl.’ derler.”
(Beyhaki)
—
Gözü yaşlı, dili dualı mü’minlerin, gaflet ve günahlar içinde yuvarlanan diğer mü’minlere dünyada azabın gelmemesi için şefaatçılık yapacakları ve onların dualarının diğerlerinin de azaptan affına vesile olacağı bu hadisten anlaşılmaktadır.
Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdular ki:
“Allah’ı anarken, Allah korkusu ile gözünden yaş akana, kıyamette azap olmaz.”
(Hakim)

“Ağlayın, eğer ağlayamıyorsanız ağlamış gibi hüzünlenin. Kıyamet günündeki azabı bilse idiniz, ayakta duramayacak hale gelinceye kadar namaz kılar, sesiniz kısılıncaya kadar ağlardınız.”
(Hakim)
—
Müslüman gözü yaşlıdır. Mahzun gönüllüdür. Hata, kusur ve günahlarını düşünüp hep üzüntü çeker. Vur patlasın, çal oynasın tazında eğlence ve kahkahalar içinde geçen bir hayat anlayışı, müslümana yaklaşmaz. İnsanı ahiret azabından da kurtarmaz.
Allah Bes, Bâkî Heves!.. Kasım 18, 2008
Bes, kâfi, yeter, yetişir demektir. Bâkî, kalan demektir. Heves ise, nefsin isteği, geçici arzu demektir.
Allah bes diyen, Allahü teâlâya tevekkül etmiş olur.
Tevekkül, vekil etmek, işini başkasına havale etmektir. Istılahta ise, Allaha güvenmek, Ona dayanmaktır.
Tevekkül, değiştirilmesi insan gücünün dışında olan acı olayların, ezelde takdîr edildiğini bilip, üzülmemek, Allahtan geldiğini düşünerek seve seve karşılamaktır. Allah bes diyen, [Ona tevekkül eden] yani onu vekil eden kurtulur. [Vekil: koruyucu, gözetleyici, bakıcı, yardımcı.]
Bes Farsçadır. Allah bes ifadesinin Arapçası, (Hasbiyallah) demektir.
Hasbiyallah, Allah bana yetişir demektir.
Hasbiyallahü ve ni’mel vekîl ise, Allah bana yetişir, O, güvenilip dayanılan ne güzel vekil, demektir.
Kur’an-ı kerimde, cesur müminlerin, (Hasbünallahü ve ni’mel vekîl) dedikleri bildiriliyor. (Al-i İmran 173)
Allah müminlere kâfidir
Allahü teâlâ, Peygamber efendimize buyuruyor ki:
(Sana hile yapmak isterlerse, Allah sana kâfidir.) [Enfâl 62]
(Sana ve sana tâbi olan müminlere Allah kâfidir.) [Enfâl 64]
([Ey resulüm, senden] yüz çevirirlerse, “Hasbiyallahü lâ ilâhe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm” de! = Allah bana kâfidir, Ondan başka ilâh yoktur, ben sadece Ona güvenir, Ona dayanırım. O büyük Arşın sahibidir.) [Tevbe 129]
(De ki: Hasbiyallahü aleyhi yetevekkel-ül-mütevekkilün= Bana Allah yeter, güvenip dayanacaklar, ancak Ona güvenip dayanırlar.) [Zümer 38]
(Allaha dayan; vekil olarak Allahü teâlâ sana yeter.) [Nisa 81]
(Tevekkül edene Allah kâfidir.) [Talak 3]
Zümer suresinin 36. ayetinde mealen, (Allah kuluna kâfi değil mi) buyuruluyor. Evet, (Allah bes) demeliyiz. Böyle kimseye de şeytan musallat olamaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İman edip de yalnız Rablerine tevekkül eden kimselere şeytan hakimiyet kuramaz.) [Nahl 99]
Her müslümanın Allaha tevekkül etmesi farzdır. Tevekkül imanın şartıdır. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Eğer imanınız varsa, Allahü teâlâya tevekkül ediniz!) [Maide 23]
Bir insan için en büyük makam, Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmaktır. O hâlde tevekkül etmek gerekir. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ tevekkül edenleri elbette sever.) [Al-i İmran 159]
(Dünya hayatında size verilen nimetler geçicidir. İman edip, Rablerine tevekkül edenler, Ona güvenip dayananlar için, ahirette verilecek Allahın indindeki mükâfat ise, dünya nimetlerinden daha hayırlı ve daha süreklidir.) [Şûrâ 36]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Hasbiyallahü ve ni’mel vekîl sözü her korku için bir emniyettir.) [Deylemî]
(Sabah akşam 7 kere, “Hasbiyallahü lâ ilâhe illa hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabb-ül arşil azîm” okuyan, dünya ve ahiret sıkıntısından kurtulur.) [İbni Sünni]
(Bunu on defa okuyanın sıkıntısını Allahü teâlâ giderir.) [Şira]
Sıkıntılı iken okunan duâ
(Sıkıntılı iken “Hasbünallah ve ni’mel-vekîl” deyiniz!) [İbni Merdeveyhî]
(Tedbir almakta âcizlik gösterme! Tedbire rağmen bir işe gücün yetmezse, “Hasbiyallahü ve ni’mel-vekîl de!) [Buhârî]
(Evden çıkarken “Bismillah, tevekkeltü alallah, lâ havle velâ kuvvete illa billah” diyen kimse, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizî]
(İbrahim aleyhisselam ateşe atılırken, “Hasbiyallah ve ni’mel vekîl” [Bana Allahım yetişir, O ne iyi yardımcıdır] dedi.) [Hatîb]
Kur’an-ı kerimde de aynı şey bildiriliyor:
De ki, Allah bana kâfidir. [Zümer 38]
Allahtan başka güvenilecek, dost edinilecek hiç kimse, hiçbir şey yoktur.
Allahtan başkasına sığınmak, örümcek ağına sığınmaya benzetilmiştir.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâdan başka dost edinenin hâli, örümceğin durumuna benzer. Hâlbuki barınakların en çürüğü örümcek yuvasıdır.) [Ankebut 41]
O hâlde Allah bes [hasbiyallah] demek ve bu sözde İbrahim aleyhisselam gibi durmak gerekir.
Bâkî heves, mâ-sivâdır, Allahtan gayrı şeylerdir. Allahtan gayrı şeylerle uğraşmak ise faydasız işle vakit geçirmektir. Hadis-i şerifte, (Bir kimsenin faydasız işle vakit geçirmesi, Allahü teâlânın, onu sevmediğine alamettir) buyuruldu. (Mek. Rabbanî)












