Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

Yâ Râb Kasım 12, 2009

Kategori: Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 11:50 pm
Tags:

"Yârâb hemîşe lütfunu et rehnümâ bana

 

“Yârâb hemîşe lütfunu et rehnümâ bana

Gösterme ol tarîkı ki yetmez sana bana.”

Fuzûlî

 

< Allah’ım! Her zaman lütfunun aydınlığını bana yol gösterici et!

Ucu Sana ulaşmayan yolu bana gösterme. >

 

 

Tedbîrim senin takdîrinden küçüktür… Kasım 9, 2009

Kategori: Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 11:52 pm
Tags:

"Rabbim, istemeyi istemek kadar, istememeyi istemek de zor. Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma, nefsimin altından kalkamam. Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak bahr-i ummanı aşamam. Benim tedbîrim senin takdîrinden küçüktür"

 

“Rabbim, istemeyi istemek kadar, istememeyi istemek de zor.

Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma, nefsimin altından kalkamam.

Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak bahr-i ummanı aşamam. 

Benim tedbîrim senin takdîrinden küçüktür.”

 

 

Duasız Üşür Yürekler… Ekim 28, 2009

Kategori: Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 6:59 pm
Tags:

mona rosa

 

Sevgi tûba tûba açan bir ALLAH gülüdür; mihnetkeş ruhların ikliminde..

Mahrumiyeti koklarlar sabırsızlar ise..

Sevgi hiç bitmeyen ve kesinlikle batmayan gecesiz bir güneştir; apak gönüllerin kristalinde…

Ama ışığa dirilebilenler için.

Aynası paslı olanlar ise ayaz alaşımlı karanlığı yaşarlar ekvator aydınlığında.

Ve sevgi, bir misktir; bahar bahar yudumlamak için..

Lakin yalnızca O’nun için…

Aşırı gülme, yokluğu yaşamanın ifadesidir…

Ağlamak ise sevginin izdüşümüdür, yakınlığın derecesine göre.

Gerçek huzur ve sevinç ise ancak zifaf huzurundadır.

Dememiş miydin: Çok seversen; çok ağlarsın diye..

Ağlıyorsan niçin sevinmezsin, çok sevildiğine..

Şimdinin kara perdesine bakma; az ilerideki ışığı öp.

Dikenlerle meşgul olma; gülleri kokla doya doya.

Sevgiyi iç, kevser içmiş olacaksın.

Ölürsen sevgiden öl ve sevgiline kavuş!!

Hem kime sevdalısın ki!!

O’nu seven mahlukatını da sever sırf O’ndan ötürü..

Fanileri değil, ebedi dostluğunu ve Senin dostluğunu kazandıran Dostlarını istiyoruz Rabbim…

AMİN

 

Fatma Demirci

 

 

Dua insanın Allah’a imdat çağrısıdır Ekim 27, 2009

Kategori: Multimedia — La Reverie @ 9:13 pm
Tags: ,

 

“De ki; Eğer dualarınız olmasaydı Rabbimin katında ne ehemmiyetiniz olurdu” (Furkan 77)

 

Dua insanın kendi kendine yetmediğini bilmesidir ve bunu Allah’a duyurmasıdır.

Dua, insanın acziyetinin itirafıdır.

Dua yakarıştır aciz olmaktan uzak olana, Sübhan olana…

Dua, Allah’a çıkarılmış davettir.

Dua insanın Allah’a imdat çağrısıdır.

Dua mü’minin silahıdır…

 

 

 

Ey beni en çok sevenin sevdiği!.. Ekim 17, 2009

 

Ey beni en çok sevenin sevdiği!..Bilirim her gün doğmadan kızıllığına yazar adını..
Bilirim her martı dokunmadan denize
Kendi dilince tekrarlar duanı..
Ve her gül açmadan kollarını bu dünyaya
Senin kokunu bular yüreğine..
Bilirim düşmez güneş toprağın hiçbir zerresine…
Hatırlamadan seni…
Bilirim seversin sen seni seveni….
Ey beni en çok sevenin en sevdiği…
Ey gönlümdeki sevgiye bengisuyunu, okyanus diyarından yudum yudum damlatan…
Kar suları yıkarken ruhumu, ılık bir yağmur damlasının sevdasında, yürek atışlarıma merhamet denizinden katreler düşüren…
Ey kalbimin en derin toprağına, avuçlarımda biriktirdiğim dualarıma kattığım, kirpiklerimin ıslaklığı ile bezediğim, nazenin çiçeğimin adı…
Sonra, yalnız karanlıklarımın donduran soğukluğunda, yapraklarının gölgesinde bakışlarımı ısıttığım …
Adıyla, en tenha zamanların karmaşasında, içimin dalları kıran fırtınalarını durulttuğum…
Her uyanışımda sabaha, gurubun kızıllığına taze açmış yaseminler aklığında ismini yüreğimle yazdığım…
Ey adıyla, serin rüzgarlarında bedenimi üşüten eylülü, nisanın yeni açmış badem ağaçlarına döndüren… İçimin dermansız bildiğim dertlerine, sonsuz bir iyileşmeyle deva olan…
Ey seher vakitlerinde soğuk gül yapraklarına ılık dokunuşlarla konan, şebnemlerin nazlı terennümü…
Bütün kar taneleri erguvan dalında çiçek oluyor kökünü ruhuma salan… Adının gölgesine sığınınca günahlardan bizar olmuş yüreğim…
Sana gönderdiğim selamların kabul olma umudunun heyecanıyla, dağbaşlarımı kuşatan bencillik dumanlarının arasında, sevmeye dair al laleler açtıran…
İçimde dünyalık nefesler adına  büyüttüğüm bütün mavi kuşları salıyorum semaya… Uğruna, kendi içimde kendimi tutsak ettiğim her anın zincirlerini koparıyorum zihnimden… Teselliyi sana yolladığım selamın kabul edilmesi umudunda buluyorum… Bilir misin Ya Resulullah? Her yıkılışında içimin kaleleri, kalbimin kırıklarını bu umutla sarıyorum… Yüzüme kapanan kapıların dibinde gözyaşımdan bir ırmakta boğulurken, bana uzanan elin sıcaklığı bu umuttan… Bütün alınmışlıklarımın, tek başına bırakılmışlarımın, darmadağın oluşlarımın sessizliğine düşen tatlı bir terennüm oluyor bu umut… İçimin burukluğunda, merhametsizlik dağlarken yüreğimin her bir zerresini, sabah ezanlarına kadar kapanmayan gözlerimin aminlerine dost ediyorum bu umudun varlığını…
Ey bütün çiçeklerin naif susuşlarının ardında, hiç durmadan söylenip duran sevda ikliminin şanlı adı…
Ey ılık gamzeleri gibi toprağın, ruhumun buz tutmuş dehlizlerine merhametle inen bahar…
Gül kokusunda içime çektiğim şefkatin eşsiz timsali…..
Uzak zamanlarında ömür tüketiyoruz saadet asrının… Bir tek kalbimde büyüyen sevgi aşabiliyor zamanı, mesafeleri, asırları… Donup kalıyor zaman, içimdeki özlemin sıcaklığında… çözülüyor imkansızlıklar, sessiz eriyişlerde… Zaman susuyor kör kuyuların diplerinde… tarihler ses vermiyor gizli köşelerde… Ve bir tek özlemim aşıyor zamanı, mesafeleri… Bir tek gözyaşımdan bir kuşun kanadı bırakıyor beni, senin yürüdüğün çöl zerrelerin arasına… Bir tek özlemin dev bir dalga olup, sürüklüyor bedenimi, Sevr mağarasında yuva yapan güvercinin kanat çırpmayışlarına… Bir tek dualarımın kabulü taşıyor beni yaşadığın zamanların kıyısına… Hıçkırıklar kesiyor nefesimi, yüzümde pişmanlıkların buyun eğişleri… Anlatamıyorum… Sevmekten uzak seslenişlerim susuyor iç yangınlarımda… Senin adını yüreğime mühürleyip dönüyorum amin deyişlerime…
İçimin ülkelerine çöreklenmiş menfaat bulutlarından kaçıyorum… Kaçıyorum kibirden yalnız kendine istiyor olmaktan, öfkeden… Kaçıyorum ne varsa faniliğe dair… Pişmanlıkla ıslanmış bir hıçkırıkta, selamlarımın kabul edilmesi umudunda yeniden geliyorum hayata… Kan revan oluyor aklımda hüzünler… Yağmamış yağmurlar kadar latif şimdi kalbimde devleşen sıkıntılar…
Korkularımı emziren bütün gecelerin siyahı, yeni açmış bir karanfil kokusu oluyor… bulunca seni…
Benliğimin kuytularında sızlayan yalnız kalmışlıklar, kayan dev bir yıldız oluyor… anınca seni…
Bütün sessizlikler rahmet oluyor… bütün çaresizlikler gündoğumu… bütün boyun büküşler amin oluyor dudaklarımda… bütün amin deyişler gül adında… seni ta içimde taşıdığım zaman bu ömür türküsünde…..
Yalnız kalıyor bazen aminler… Gecenin sakinliğinde usulca hayat bulan aminler uykuya yenik düşüyor çoğu zaman… Daha derinden dua etmeye susuz dudaklarım… Zaman merhametsizlikte hüküm sürüyor ya Resulallah… Mazlumun ayaklar altında ezilen yüreğiyle besleniyor zalim kalp atışları… Şefkate kanat çırpan kırlangıçların kanatları isyandan devleşen tel örgülere takılıyor… Kanatlarından sızan kana bulanıyor ruhum… Belki her gün bir günahsız yavrunun bedeni, hain bir merminin kılıcından geçiyor… Günahsızların iniltileri içimde yankılanıyor… semayı sarsıyor annelerin ağıtları… Gözlerimizin önünde yüreklerimizin dibinde inliyor nefesleri günahsızların… İnsanlar çoktan sökmüş gibiler köklerini, içlerindeki merhamet adlı çınarın… Babaları ölmeden miras derdinde birbirine düşer olmuş kardeşler… Duaya açık kapılarından dudakların, gıybet yükselir olmuş… Yalansız konuşmalar azalmış… Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor… ve ölümü unuttu sanki kalpler… ölümü anmaktan aciz zihinlerimiz… İçim acıyor Ya Resulullah… Her haksızlığın ardında tükeniyor nefeslerim… içim kanıyor… her acının ardında çaresizlik yağmamış bir bulut gözlerimde… bir tek silahım var… ona sarılıyorum gece yarıları… duaya…
Sevmek çekince dalgalarını bir zamanlar hiç durmadan dövdüğü kıyılarımızdan, okyanus ortasında su arar olduk… öldük hatta susuzluktan… yağmur sağanak sağanak boşanırken bedenlerimize… Adını unuttukça anmayı, dudaklarımızdan, başka isimler söyler oldu dillerimiz… başka sevdalar salınır oldu bakışlarımızda… içimize yabancı hevesler, içimizde… hasretleri bile yabancılaştı dünyamızın… sevgi uzaklaştığımız hatta kaçtığımız bir hastalık gibi…ben böyleyken… hala umudu var mıdır sana olan selamlarımın kabulünün?… bu kadar kendimi bulamışken sensizliğe…
Aynı zaman diliminde atsaydı kalplerimiz seninle… Yüreğimiz hissetseydi seni bir kere görmüş olmanın bahtiyarlığını… oysa şimdi hercai sevgilerde kanıyor ümitlerimiz… Varsa zihnimin kirli dumanları arasında, dünyaya bel bağlamış iniltili hayatımın ortasında, hala sevmeye dair kımıldayan bir tomurcuk sana olan özlemimin sıcaklığındandır…
Ya Resulullah bu özlemimizin sınırsızlığına bakıp dua eder misin yüreklerimize? Secdenin izi alınlarımızdan, amin deyişler gece uyanışlarımızdan ve sana olan sevgi solmayan yediverenler gibi hiç silinmesin gönüllerimizden…

Ey beni en çok sevenin en sevdiği…
Bir lale vakti… bir bahar gecesi… dudaklarımda sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye… her şeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum… sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…

Ey Rabbim, en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde
senin yanına sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde…

İskender PALA

 

Eğer etmezsen inayet… Ekim 17, 2009

Kategori: Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 3:18 pm
Tags:

  

Allahım eğer etmezsen inayet beni kim kurtaracak

Geçti isyan ile ömrüm, neye halim varacak,
Sızlıyor yaralı gönlüm, onu yoktur saracak,
Mahşer yerinde zebaniler elinden YA RAB!
Eğer etmezsen inayet, beni kim kurtaracak..!

İmam-ı Rabbani Hz – Mektubat (18. Mektub)

 

 

ölecek ve bekleyeceğim Ekim 7, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim, Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 9:07 pm
Tags:

broken_heartsUnutmaktı doğrusu, en zoruydu ama doğru olandı..

Hafızam, beni desteklemendi tek isteğim..

Şimdi anlamını kavrayamadığım rüyaları hayra yormakla meşgulüm..

Kafamdaki seni silsem kalbimdeki seni silemiyorum, yanıyorum, çare arıyorum..

Nefsimin prangalarında hakikat aşkına kurduğum hayallerin sızısıyla kıvranıyorum..

Bu halim çok tanıdık, mesela bundan 5- 6 sene evvel bir koleje kabul edilmek için döktüğüm gözyaşlarını unutmuş değilim…

Sonuçta bir devlet okulunu bitirerek de umduğumun çok ötesinde bir kuruma yerleştirildim… O tohumlar, gözyaşlarının taşıdığı yere kadar sürüklendi, evet, umut hırpalandı; ama sonunda renk renk çiçekler verdi…

Şimdi istediğim sadece benim için hayırlı olandır… Senin benden razı olduğun yol, beni Sana ulaştıracak yöntem, kalbimi Nuruna açacak anahtar, gözümü Senden başka her şeye kör edecek bir tılsım… Hepsi Sende ve hepsi bir “ol” emrinde…

Sorular, ah o sorular… Ve verilemeyen cevaplar, kızaran yüzler, muhatabın gözlerinden hızla kaçan mütereddit gözler, susuşlar, üstü kapalı ifadeler ve daha nicesi…

Unutmak lazımdı, yutmak lazımdı kelimeleri, kararlı olmak lazımdı, sabretmek ve tevekkülle O’nun ipine sarılmak…

Hatırladıkça yanmak lazımdı, bir daha asla diyebilmek lazımdı… İradeli olmaktı beklenen, tutarlı davranmaktı, En Sevgili’den gayrisine yakışır mıydı bu denli sevgi, ah…

Ah ki yan(ı)lışıma, ah ki bağlanışıma, ah ki bin ah’ı hak eden ahvalime…

Zorla alınmış kararlar var şimdi… Bakmayacağım yüzüne diye Rabbine yemin eden dudaklar var, bir hamle daha kesinlikle atmayacağım diyen bir sızılı kalp…

Beni Sana yaklaştırmak istersen bunu Sen istediğin gibi yaparsın, benim istediğim nedir ki… Ey Yaratıcım, her bir zerrem Sana kurban olsun, bu can bu ten Senindir, Senin yolunda yaşat bu acizi, Senin yolunda öldür, Sen sev beni, Sevgili’ne (Sallallahü aleyhi ve sellem) de sevdir, sevdiklerine de sevdir… Bu titreyen ellerimi boş bırakma, kalbimin kirlerinden arındır da Huzuruna çağırdığında o halimle görünmeyeyim Sana, aşkını öyle temiz bir şekilde sakla ki bende Senden başkasına meyletmeyeyim, rızanı öyle bir ufuk kıl ki ondan başkalarına koşmayayım, başka gaye bilmeyeyim, başka yolda ter dökmeyeyim… Canımı yolunda al Rabbim, Sana koşarken al emanetini…

 

Unutamadığım ey, ölecek ve bekleyeceğim

Yaralı yüreğime bu sevdayı gömecek ve bekleyeceğim

Elbet kapalı kapılar bir gün açılacak,

Elbet sabreden muradına erecek…

Sabır bu acıları da dindirecek

Hz. Eyyub’un (as) iniltileri arşın kapılarını zorlarken bir gün bu aciz mi aciz yakarışlarım beni Rabbimizin rızasına ulaştıracak… Dileğim budur Rabbim, başkasını verme bana, uzattığımda elimden Senden başkası tutacaksa ve alıp götürecekse beni Senden uzaklara kes elimi, bağla dilimi, bırakma beni Sensizliğin amansız cehenneminde, yok ki Senden başka yardımcım… Yok ki başka Rabbim, Ey Rahman ve Ey Rahim, ey kullarını işiten, kalplerini temizleyen, acılarını dindiren, rızasına eriştiren, beni de sar rahmetinle, beni de yak aşkının ateşiyle, yolumu yolun eyle, Sana yakınlığı sonum eyle… Efendimiz (sav) hürmetine, kur’an hürmetine, kabe hürmetine, Seni sevenler hürmetine ve Senin sevdiklerin hürmetine… Amin…

 

La rêverie

 

YA RAB Ekim 7, 2009

Kategori: Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 2:22 pm
Tags:

 Ya RAb

Körlük gözde kalsın,
Sağırlık kulakta,
Dermansızlık dizde kalsın,
Sükûnet dudakta,
Lakin yürek sağırlaşmasın, Körleşmesin,
dermansız kalmasın ki,
Seni görsün, Seni duysun,
Sana koşsun çatlarcasına,

Yürekte yaşanmazsa, göz görüneni neylesin,
Gönül hissetmezse, kulak duymuş neylesin,
Kalp sevmedikçe, el dokunmuş neylesin,
Ya Rab nurunla donat ki kalplerimizi,
Gafletin kirleri ve pasları yerlere serilsin…

İLKNUR DOĞANAY

 

Allah, my heart calls out to YOU Ekim 3, 2009

Kategori: Gözden Kalbe — La Reverie @ 11:00 pm
Tags: , , ,

99_Names_of_Allah

 

Delâili’n-nur- Dursun Ali Erzincanlı Ekim 3, 2009

Kategori: Multimedia, Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 2:45 pm
Tags: , ,