Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

Dua bir iksirdir, toprağı gümüş yapar, gümüşü de altın yapar. Eylül 8, 2009

Kategori: Edebî İktibaslar, Öykü- Anı — La Reverie @ 10:58 pm
Tags: ,
Dua bir iksirdir, toprağı gümüş yapar, gümüşü de altın yapar
 
– Üstad’ım, bize dua eder misiniz, dedi.
Uzak bir yoldan gelmişti. Eserlerini okuduğu Bediüzzaman’ı görmek, hayır duasını almak istemişti.

– İnşaAllah (c.c) kardeşim, dedi Bediüzzaman:

– Dua ibadetin özüdür. Kulun Rabbine en yakın olduğu andır.

– Adın neydi, diye sordu.

– İbrahim, diye karşılık verdi misafiri.

Bediüzzaman, uzunca bir liste çıkardı ve sonuna İbrahim’in de adını ilave etti.
Listede yüzlerce isim vardı.

– Üstad’ım, merak ettim. Bu liste nedir, dedi.

Bediüzzaman, listeyi başucuna koydu ve şöyle cevapladı:
– Nasıl ki bir yere mektup attığında, zarfın üzerine adresi yazarsan, gideceği yere doğru gider ve istenilen yere çabuk ulaşır. Aynı şekilde, dua edeceğin kimseyi de ismiyle anarsan aynı şekilde Cenab-ıhakkkın dergâhına öyle ulaşır.
İbrahim, başını salladı:

– Tamam Üstad’ım, dedi.

Bediüzzaman devamla şu dersi verdi misafirine:
Hem gıyâbî yapılan dua daha makbuldür. Çünkü ben senin ağzınla günah işlemedim, sen de bennim ağzımla işlemedin. Cenab-ı Allah (c.c) bir mü’minin diğer mü’min kardeşi için yaptığı duayı kabul eder.

Dua bir iksirdir, toprağı gümüş yapar, gümüşü de altın yapar.

Ömer Faruk Paksu
(Bediüzzaman’la Yaşayan Öyküler kitabından)

 

İyilikle mukabele et Eylül 7, 2009

Kategori: Aforizmalar-Nurâni Nakışlar — La Reverie @ 9:01 pm
Tags: ,

360352082_cc9e1302ca

Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâvet et, onun ref’ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et, ıslahına çalış. O muzır nefsin hatırı için mü’minlere adâvet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adâvet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır. Öyle de, adâvet hasleti, herşeyden evvel kendisi adâvete lâyıktır.  

Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder. Zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedâmet eder, sana dost olur.

Mektubat / Yirmi İkinci Mektup

 

Ayet-ül Kübrâ Eylül 1, 2009

Kategori: Multimedia — La Reverie @ 3:23 am
Tags: , ,

 

Dua, tevekkül, istiğfar, tevbe Ağustos 24, 2009

Dua, tevekkül, istiğfar, tevbe s
 
Ey insan!


Senin elinde gayet zaif, fakat seyyiatta ve tahribatta eli gayet uzun ve hasenatta eli gayet kısa,
cüz-i ihtiyari namında bir iraden var.


O iradenin bir eline duayı ver ki, silsile-i hasenatın bir meyvesi olan Cennet’e eli yetişsin ve bir
çiçeği olan saadet-i ebediyeye eli uzansın.


Diğer eline istiğfarı ver ki, onun eli seyyiattan kısalsın ve o şecere-i mel’unenin bir meyvesi
olan zakkum-u Cehennem’e yetişmesin.


Demek, dua ve tevekkül, meyelan-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tevbe dahi,
meyelan-ı şerri keser, tecavüzatını kırar.
 
 

Hakiki İmanı elde eden… Ağustos 23, 2009

Kategori: Aforizmalar-Nurâni Nakışlar — La Reverie @ 11:58 pm
Tags: , ,

Iman hem nurdur hem kuvvettir. Hakiki imani elde eden adam kainata meydan okuyabilir.. (Bediuzzaman)

İman hem nurdur hem kuvvettir.

Hakiki imânı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir.

(Bediüzzaman)

***

Yirminci Mektup

Kat’iyen bil ki: Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi Îman-ı Billahtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, Îman-ı Billah içindeki Marifetullahtır. Cinn ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o Marifetullah içindeki Muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en safi sevinç, o Muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir. Evet bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve safi lezzet elbette Marifetullah ve Muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz. Cenab-ı Hakk’ı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, envâra, esrâra; ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır. Onu hakikî tanımayan, sevmeyen; nihayetsiz şekavete, âlâma ve evhama mânen ve maddeten mübtela olur. Evet şu perişan dünyada, âvâre nev’-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahipsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder. İşte bu âvâre nev’-i beşer içinde, bu perişan fâni dünyada; insan, sahibini tanımazsa, mâlikini bulmazsa, ne kadar bîçare sergerdan olduğunu herkes anlar. Eğer sahibini bulsa, mâlikini tanısa, o vakit rahmetine iltica eder, kudretine istinad eder. O vahşetgâh dünya, bir tenezzühgâha döner ve bir ticaretgâh olur.

Mektubât

 

Sevgi ve şefkat Ağustos 18, 2009

Kategori: Aforizmalar-Nurâni Nakışlar — La Reverie @ 11:29 pm
Tags: , , , ,

Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. 

Her bir şefkat sahibi, başkasını mesrur etmekten memnun olur.

 ***

Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli.
Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır.

 

Bediüzzaman Said Nursi

 

En bedbaht.. Ağustos 17, 2009

Kategori: Aforizmalar-Nurâni Nakışlar — La Reverie @ 1:34 am
Tags:

 

sen gelmesen de unutamadım ki seni...

 

En bedbaht, en muzdarib, en sıkıntılı; işsiz adamdır.
Zira atalet ademin biraderzadesidir;
sa’y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır.

Said Nursî

 

Belgesel tadında Ağustos 16, 2009

Kategori: Multimedia — La Reverie @ 9:26 am
Tags: , , , ,

 

Ahbablara muhabbet Temmuz 26, 2009

Kategori: Aforizmalar-Nurâni Nakışlar — La Reverie @ 11:25 pm
Tags: ,

öpeyim de geçsin 

Ahbablara muhabbetin ise, mâdem lillâh içindir;

o ahbabların firâkları, hattâ ölümleri, sohbetinize ve uhuvvetinize mâni olmadığı için,

o mânevî muhabbet ve ruhânî irtibattan istifade edersin. Ve mülâkàt lezzeti dâimî olur.

Lillâh için olmazsa, bir günlük mülâkàt lezzeti, yüz günlük firâk elemini netice verir.

Sözler | Otuz ikinci Söz | 588

 

ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değil Temmuz 26, 2009

Kategori: Aforizmalar-Nurâni Nakışlar — La Reverie @ 10:53 pm
Tags: ,

 

Belki ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değil. Belki ruhun libası, bir derece sabit ve letafetçe ruha münasip bir gılâf-ı lâtifi ve bir beden-i misalîsi vardır. Öyleyse, mevt hengâmında bütün bütün çıplak olmaz; yuvasından çıkar, beden-i misalîsini giyer.
 
~29. Söz