Umut Huzmeleri

"So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers." — Quran (3:139)

O’nu Beklerken… 08/05/2012

Filed under: Tiyatro — La Reverie @ 21:09
Tags: , , ,
.
Yazan: Ahmet TAHA
Yönetmen: Yakup GÖKÇEN
Ses & Işık Tasarım: Mustafa Ensar AKAYDIN
Dekor: İbrahim CENGİZ & Yalçın KAYA
Yapım: FKM TİYATROSU
Oyun: Tek Perde / 1 Saat 20 Dakika
.
Oyun beş farklı bölümden oluşuyor ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) doğumundan önce
 insanlığın düştüğü buhranı, sapkınlıkları  genel  hatlarıyla işliyor.
İran’da Mecusilerin  1000 yıldır sönmeyen ateşe tapmaları,
bu uğurda kızını ateşe atmaktan çekinmeyecek kadar gözü kararmış ceberut bir hükümdar. 
Arabistan  yarımadasında putperest müşriklerin batıl inançlarının trajikomik halleri.
Mısır’da insanların alınıp satılarak insan haysiyetinin ayaklar altına alınması.
Ve borcu yüzünden içler acısı bir zulüm gören bir babanın can yakan feryadı.
Efendimiz’in (s.a.v) neslinin korunmuş ve seçilmiş bir soydan geldiğini gösteren ibretli bir hikaye…
Son sahnede ise göz alıcı ve büyüleyici görüntülerle seyirciyi görsel bir şölen bekliyor.

 

 

Işık Süvarileri 05/01/2012

Filed under: Tiyatro — La Reverie @ 01:12
Tags: , , ,

.
Dünyasını Bir Bavula Sığdıranların Destanı
Işık Süvarileri; dünyalarını bir valize sığdıran birkaç eğitim gönüllüsünün ülkelerinden ayrılışını, uzun bir ayrılıktan sonra Orta Asya`da; Ata yurdumuzda nasıl karşılandıklarını anlatıyor.
Işık Süvarileri; gurbeti, hasreti nasıl yudum yudum içtiklerini; anadan, yardan, vatandan geçmenin nasıl ve ne demek olduğunu gösteren binlerce öğretmenden biri olan Ahmet Öğretmen’in şahsında eğitim gönüllülerinin yazdıkları destanın gerçek öyküsüdür. Oyun, tamamen yaşanmış olaylardan yola çıkılarak sahneye taşınmıştır.
 

Çanakkale mahşerinde kardeşlik destanı 31/12/2011

Filed under: Tiyatro — La Reverie @ 22:25
Tags: ,
.
Çanakkale”nin ”en komik” cephesi!
.
Metrekareye ortalama 6 bin merminin düştüğü Çanakkale savaşında, gözcülük yapan Laz, Kürt ve İstanbullu askerlerin cephesinde, şahadete yürürken gülmeye dair ne olabilir ki?
Metrekareye 6 bin merminin düştüğü yer Çanakkale…
250 bin şehit verdiğimiz Türk milletinin tüm dünyaya ders verdiği Çanakkale savaşında, gözcülük yapan Laz, Kürt ve İstanbullu askerlerin cephesinde şahadete yürürken gülmeye dair neleri olabilir ki?
İnsanlık tarihinin bundan 88 yıl önce yazıldığı topraklarda adı kısaca Mehmetçik olan yüz binlerce vatan evladından sadece bir kaçı onlar…
İki abisi ve babasını şehit verdikten sonra biçare anasını köyünde bırakıp cepheye koşan 17 yaşındaki Mehmed, dolandırıcılıktan içeri giren Çanakkale’de savaşma bahanesiyle hapisten kaçmak için zoraki cepheye gelen İstanbullu, çetin savaşı, inadı ve agresif tavırlarıyla ‘sinir harbine’ çeviren Laz Cemal, tıpkı İstanbullu gibi hapisten kaçmak için cepheye gelen 314 Mahmud ve tıbbiyede okurken doktorluk hayallerine gözünü kırpmadan veda eden Komutan…
276 kişilik İngiliz Norfolk Alayı’nın çıkarma yaptığı sahilin üstünde gözetmenlik yaparken, esir aldıkları İngiliz askerine küfür diye, bas bas bağırarak “I Love You diyen” 5 asker, gözcülük yaptıkları İsmailoğlu Tepesi’nde bayram namazını beklemektedirler.
Sevgilisine göndermek için cephede gül yetiştiren bu arada da ölüm korkusundan dolayı kaçmak için fırsat kollayan 314 Mehmet’in tek neşe kaynağı Laz Cemal’dir bu cephede. Katır inadına illallah çektirecek derecede bir kişiliğe sahip olan Cemal’in cephedeki görevi ise Mehmet ve İstanbulluya sahip çıkmaktır aslında.
Savaşın ayak basmadığı Gelibolu yarım adasının arka tarafından olası bir çıkarmayı gözlemekte olan birbirinden ilginç kişilikteki askerler başlarına komutan olarak atanan Tıbbiyeli Mehmet’in emir komutasına girmekte naz yapınca ortaya müthiş komik ve yine müthiş duygusal bir oyun çıkıyor.
İsmailoğlu Tepesi’nde bayram namazına bir saat kala, çıkarma yapan Norfolk Alayı’nın, Çanakkale’yi sinsice ele geçirme planını bozmak için çırpınan bu beş Mehmetçik birbirlerine yaptıkları esprilerle Cennette buluşmak için randevulaşırlar. Bayram namazına az kalmıştır ama vakit yoktur. Kendi cenaze namazlarını kılıp şahadete yürürler…
Aşk nameleri diye sevgilisine Cuma Hutbesi yollayan 314 Mahmud’un yetiştirdiği Gül’ün özüne dönüştüğü sahnede, gözyaşlarınız akmamak için hiç bir şey yapmayacak.
Çanakkale Destanı özetle; “İnsanı gülmekten kırıp geçirirken ağlama krizlerine sokacak kadar duyguları altüst eden mükemmel bir oyun…”
KİTLELERİ PEŞİNDEN SÜRÜKLÜYOR
Geçtiğimiz yıllara damgasını vuran Tiyatro Greyfurt’un Menan Cinleri adlı oyunundan da tanıdığımız Mahmud Tahsin’in, iki Anzak askerinin üstlerine verdikleri rapordan alınmış, gerçek bir hikâyeden yola çıkarak yazdığı, “Çanakkale Mahşerinde Kardeşlik Destanı” kitleleri peşinden sürüklüyor.
Mehmed Niyazi’nin danışmanlığında, Vehbi Vakkasoğlu, Talha Uğurluel, Recep Şükrü Apuhan gibi tarihçilerin kurulundan geçen bu oyunun seslendirmelerini ise İbrahim Sadri yapıyor.
 

Menan Cinleri 31/12/2011

Filed under: Tiyatro — La Reverie @ 22:18
Tags: ,
.
Oyun zamanın ve mekanın belli olmadığı bir kış gecesinde başlıyor. Büyük Menan Küçük Menan’ı sorularına cevap bulması için, insanlığın bir resmi niteliğindeki 2 numaralı koğuşa getirir. 2 numaralı koğuşun yıllardır birbirini sevmeyen 2 mahkumu vardır: Davud ve Ruhi.
Davud oğlunu öldürmüş bir katildir. Ruhi ise okuma yazması olmadığı halde yasak kitapları okuduğu için tutuklanmış düşünmeyen bir düşünce suçlusudur. Sıradan yaşamlarına 6 yıldır devam eden iki mahkumun hayatı, bir kış gecesi, yeni mahkum Said’in koğuşa gelmesiyle birlikte tamamen değişir.
Said arkadaşını öldürmekle suçlanmaktadır. 10 gün sonra duruşması olacak ve durumu kesinleşecektir. Yapacak hiç bir şeyleri olmayan 3 mahkum konuşmaya ve konuştukça sırlarını ifşa etmeye başlar.
Yeni mahkum Said içlerinde en mutsuz olanıdır ve bir yaratıcının olabileceği fikrine inanmamaktadır. Saniyelerin dakika olmadığı koğuşta yapacak bir şey bulamayan Said, masada duran kitapları okumaya başlar, okudukça da sormaya… Sorular eski Said’i yeni Said’e doğru naif, komik, ve duygusal bir yolculuğa çıkarır.
Eser: Hekimoğlu İsmail
Uyarlayan/Yöneten : Mahmud Tahsin
Dekor: Fatih Kocaışık
Kostüm: Zehra Aydın
Işık: Ömer Durmuş
Ses: Hüseyin Öztürk
Yapım: Tiyatro Greyfurt
Yapım: 2003
Oyuncular: Mert Abidin Yerli, Ali Erkut Taş, Sinan Koşan, İlhan İnan, Berna Gülen, Burak Buttanrı, Tuba Kara, Mertcan Kaplan
 

İnsan güzel şeyler beklemeli… 28/12/2011

Filed under: M. Fethullah Gülen,Multimedia,Tiyatro — La Reverie @ 00:26
Tags: , , ,

 

Tuna Boyu 28/12/2011

Filed under: Tiyatro — La Reverie @ 00:10
Tags: , , ,
.
GİDENLERİN VE KALANLARIN HİKAYESİ..
Örnekleri kendinden bir hareketin binlerce kahramanından bir yiğidin hikayesini anlatıyor. Gaziantep’te, Çanakkale’de, Kahramanmaraş’ta, İstanbul’da… Ali gibi nice kahramanların hikayesi…
Milli kültürümüzün kaybedilmeye yüz tutmuş yanlarını onarmak için gurbete giden nice yiğitler vardı.. Arkalarına bakmadan gidenler var hala aramızda.. Bir vefa borcu; onları anmak,anlatmak.. İşte bu yüzden, bize düşeni yapmaya gayret ettiğimiz bir oyun, Tuna Boyu..
Oyun; insanın, hayatının her alanında evrensel ahlak ve empatiyle sosyal hayatını devam ettirme çabasında olması gerektiğini vurguluyor. Komedi ve dram dalında içiçe tarzıyla ve yaşamın içinden kesitlerle kah güldürüp, kah ağlatıyor…
Hayati ile gülerken, Öğretmen Ali hayattan ders alıyor, fedakarlığın en uç noktasını gözlemleyebilirsiniz. Cengiz ve Ejder’e kendi iç muhasebenizi yaparken, Ayşe’nin, Ali’nin annesinin ve babasının acılarının da yüreğinizde hissedebilirsiniz…
Tuna Boyu; gülmekle ağlamayı bir arada yaşamak; kaliteli ve farklı bir oyun izlemek isteyen herkes için..
Ali ve “Kuzen Hayati’yi” orada çok komik olaylar beklemektedir. Oyunu seyrederken; gülerken ağlayıp, ağlarken güleceksiniz.
 

Kapılar 28/12/2011

Filed under: Tiyatro — La Reverie @ 00:01
Tags: , ,

.
Fatih: Sinan, sakın unutma! Affedilmeyi yanlış kapıda aramamak gerek. Tövbenin kabul edileceği gerçek kapıyı çalmalısın.
Sinan: Gerçek kapı! İyi de bütün kapılar kapalı!
.
     İnsan, kazanmak ve kaybetmek üzere bir kısım seçimleri yapmak tercihiyle imtihan dünyası dediğimiz bu âlemde yerini alır.
 Bizler çoğu zaman seçimini yapamadığımız durumlar içerisinde kendimizi buluruz. 
Ya da kendimizi bu durumun böyle olduğuna gereğinden fazla inandırırız.
Halbuki kimimiz var olduğu çevreyi değiştirme bilincine sahipken;
bir diğerimizse bulunduğu çevrenin şartlarına gereğinden fazla ve hatta kimliğini yitirerek uyum sağlamayı tercih etmektedir.  
Nihayetinde her şey tercihlerle başlardı ya!
İşte bizde FKM Tiyatrosu’nun, bu yıl izleyicisiyle buluşturacağı Kapılar adlı yeni oyununda tercihlerimiz ve sonuçları üzerine
derin bir toplumsal eleştiriyle karşı karşıya bırakılmaktayız. Öyle ki tercihlerimizi sonuçlarıyla beraber sorgular hale geliriz.
Oyun, izleyiciyi konunun geçtiği mahalleye samimiyetle davet etmektedir.
 Bu samimi davet, oyundaki kişilerin anlatıcı olarak bizimle yaptıkları tercihler üzerine konuşmasıyla kendini göstermektedir.
Sonrasındaysa karşımızda ki kişinin iyi ya da kötü olsun, yaptığı tercihin hayatına yansıması kalır.
Kapılar adlı oyundaki amaç izleyiciyi itham etmek ya da sorgulamak değildir.
İstenilen beraberce özeleştiri yaparak pişmanlıkların hangi makama iletilmesi gerektiği…
.
 

Düzceli Mehmet 14/03/2011

Filed under: Tiyatro — La Reverie @ 00:13
Tags: , ,

 

Yazan: Halit Ertuğrul

Yönetmen: Erkan Fırat

Uyarlayan: Erkan Gündüz

Ses– Işık: Onur Akçiçek

Dekor: Nihat Usta

Kostüm: Tuba Salgın

Müzikler: Erdoğan Akın/ Taner Yüncüoğlu

Oyuncular: Yaşar Alptekin, Erkan Fırat, Fatih Kurt, Abdullah Kaan Başkıran, Nurdan Albamya, Erkan Gündüz, İlhan Ocak

 

Manevi hiçbir inancı ve kuralı kabul etmeden yaşarken, öğretmeninin sevgi ve şefkat dolu ilgisiyle dönüş yapan Düzceli Mehmet, bambaşka bir insan olur. Nefsi ile sürekli mücadele eden Mehmet, aradığı gerçek aşkı bulur ve dünyevî işlere veda eder. Geçirdiği bir trafik kazasından sonra hayatı büsbütün değişen Düzceli Mehmet’in ibret dolu hikâyesi, birbirinden ilginç olaylarla devam eder.

 

 

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 129 other followers