Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

Sıradan bir günün ardından… Temmuz 7, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim — La Reverie @ 11:00 pm

my_heart_is_broken___by_sStranger

Bugün 7 Temmuz 2009, saat 21,40. Ömrüm yeterse bu yazdıklarımı tekrar okurum ya da başkaları okur, okuyan başkaları olursa dualarını beklerim. Garip bir ruh haline bürünmüş durumdayım, ne zamandır kilitli olan gözümün muslukları bu akşam açılıverdi, elhamdülillah. Rabbim rızası için akıtsın o yaşları. Annemle tartıştık yine… Kıymetini bilemediğim annemle, belki o da öldükten sonra pişman olacağım. Belki ben önce ölürüm, bunu Allah biliyor ya çok istiyorum, yine de Allah’ım hayırlı uzun ömürler versin hepimize. Ölümün yüzü soğuk, kime vursa harap, hangi eve düşse elem, matem… Bir tek ölmeden önce ölmek var ya ba’sü ba’del mevt derler, o güzel, belki çok daha sancılı bir ruh tahliyesidir bu ama sonuçları itibarıyla bir o kadar da ulvî.

Ne kadar boş geçiyor günlerim… Bir yanda başını kaşıyacak zamanı kalmasın diye dua edenler, bir yanda gafilane yan gelip yatanlar… Ah ne fena ikincilerden olmak, ah Rabbim ne acı Senden uzak kalmak, rahmetinin rayihaları her yanı bu denli kuşatmışken ve birer birer yakaran yüreklere dermanın ulaşırken yakışmadı kuluna böyle inkisara ümitsizliğe saplanmak…

Bir mum diğerlerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez, demiş bir sevgili kulun, halbuki biz başkalarını tutuşturmazsak sönüyoruz, önce içimizdeki alev sönüyor, o kıvılcımlar Senin için hareketlendikçe canlanıyor, Seni anlattıkça hayat buluyor, kimliğimizi buluyoruz. Seni andıkça ayakta duruyor, ismini hatırladıkça nefes alıyoruz… Kalbimizde Sen yoksan biz de yokuz, rahmetinden bir an mahrum kalsak kolumuz kanadımız kırılıyor, harap bitap düşüyoruz…

Ah uzatamadık elimizi muhtaçlara, çok işimiz vardı(!), koşamadık yardıma. Şimdi zaman geçti, madalyonun ters yüzünü gördük, baktık hal-i perişanımıza… Ey Rahman, Sensin Rabbimiz, Sensin çaremiz, Sensin umudumuz, secdemiz Sanadır, rükûmuz Sana, açmayız asla elimizi bir başkasına, yardım edensin, bırakmazsın bir kedi yavrusunu bile aç susuz, rahmet yağdırırsın kupkuru çöllere bile, bırakma bizi viran, unutmayız Seni bir an, gir kalbimize, titret onu, doldur sevginle, yak ateşinle, temizle umudunla, korkunla… Senden habersiz yaşadığımız(ı sandığımız) o vakitlerde kapkara çehreler gördük aynalarda, dilimiz zehir zemberek sözler söyleyiverdi, kulağımız ne gürültülere maruz kaldı, gözümüz ne çirkinlere hayran hayran bakakaldı. Her kötüyü iyi sandık, yanlışımızı fark edemedik, yanıldık, yenildik. Geceler bir beşik gibi salladı da salladı bizi, uyuduk, uyuduk, kendi kendimizi uyuttuk, gafil avlandık…

Uyumayanlar da vardı karanlık gecede… Onlar adını götürdüler Habibinin (sav) ta uçsuz bucaksız diyarlara, mesafelere körelttiler gözlerini, bir bavulla çıktılar yollara bir de yüreklerindeki sarsılmaz imanla… Hicretti bu hiç şüphesiz, ayrılmaktı sevdiklerinden En Sevgili için, terk etmekti vatanı Rabbe ulaşmak için… Ne gidişlerdi ki kimi daha yolda uçtu Rabbine, kimi dönmemeye ant içti de mezarını okulun bahçesine açtılar, kimi trafik kazasında yetti Rabbine, kimi arkada ağlayan gözlerle gönlünü de bırakarak döndü yurduna. Hepsi de rızanı amaç bilmişti, kim ister dediler Cenneti, tek dertleri Senin ve Habibinin (sav) ismi celilini duyurmak, bu yolda canını ortaya koymaktı…

Senin sevdiğine, Senin koruduğuna, Senin sarıp sarmaladığına kim ya da hangi güç el uzatabilir, kimin dostu Sen olursun da o ah eder, kim Senin hoşnutluğunu kazanır da kaybedenlerden olur?

Hiç kimse…

Onlar doğruyu buldular inayetinle, yolunda kelle koltukta hicret ettiler, gönüllere girdiler, büyüğümüz diyor ya O’nun Nam-ı Celilini şöyle ya da böyle tutturabilir miyiz diye buza yazı yazar gibi çırpınıp durdular…

 Ne mübarek hicret, gönülleri davet

İstemediler, istemezler hiçbir menfaat, ücret

Ne ali niyet bu, ne büyük himmet

Canlarından geçmeye ettiler cüret

Ne uzun yollar vazgeçirebildi onları, ne lisan, ne iklim…

Gayeleri büyüktü zira amaçları ne makam, ne mülk, ne de Cennet

Sen yoluna baş koymuş bu kutlu yiğitlere, ey Rabbim, yardım et…

 

~~Rabbim rızana müştak bu acizin karaladıklarını ulaşmasında fayda gördüğün gönüllere ulaştır, hatalarımı bağışla, ey Rahman, beni affet… Amin

 

Meleğim için dua edelim ne olur. :( Haziran 27, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim, Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 9:01 pm

öznurum

Bir nazende gül solunca nasıl kokar Rabbim, bir tatlı bakış nasıl dayanır bu kadar acıya… Meleğim hasta olmuş Rabbim, Senin bundan emelin hayırdır bilirim ey Rahman, varsa günahı affıdır belki sebeb-i takdirin. Fakat ey güzel Rabbim Rahmaniyetinin yanında bir de Şafi olman var ki o beni kapına getirdi…  Onun ciğerinin iltihaplanması benim kalbimin kirlenmesinin yanında belki çok hafif kalır; ama Rabbim o benim canım, o gülse güller açılır bu gönülde, o kırılsa bin bir parça olur bu kalp, onun acı çekmesine nasıl dayanayım ya Rab, Sen ona rahmetinle muamele et, ya Şafi sür elini yaralarına Öznur’umun, ona afiyet ver. Onu hakiki imanla nurlandırdığın gibi rahmetinle afiyet ver bedenine, sağlık ve huzura kavuştur, içinde Senin adını anan bir kalp barındıran o gül bedeni… Ben ona meleğim dedim, Rabbim, canım dedim, arkadaşım dedim, şimdi kapına geldim ya Rahman yine onun tertemiz kalbini aracı ederek Senden dileniyorum..

Ya Rabbi Rahimim, ey dualara icabet eden güzel Allahım..

Ne olur bu hasta kalbin sahibine en hayırlısından şifalar ulaştır, meleğimin sıkıntılarını ve elemlerini şefkatinle def et.

Ya Rahman Senden başka gidilecek dergah yok, kapından geri çevirme beni…

Ben biliyorum ki Sen onu seviyorsun, çünkü bu aciz kuluna bile onu bu kadar sevdirdin, sevdiklerini sevindirmek Senin şanındır Rabbim,

ona merhamet et, hayırlısıyla onu iyileştir ne olur, onu sevindir…

 

Yenilen kullarını yenileyen Sensin Haziran 22, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim, Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 10:05 am

Sen gül ki Gül gülsün

Bazen ne kadar üzülüyorum bilemezsin. Herkesi sana benzetiyor, her kelimeyi sana yoruyorum… Üzülüyorum; çünkü özlüyorum. Kimse anlamaz; Rabbim bilir seni ne kadar sevdiğimi, ismin anılıca yüreğimin nasıl kıpır kıpır olduğunu, şeytanın ümitsizlik darbelerini yerken lâhuti ümit esintileriyle tekrar nasıl hayat bulduğumu…

Zaman geçmiyor, anım huzursuz… Beni sevmiyorsun biliyorum, sevmeni ben de isteyemiyorum ben bile kendimi sevememişken… Yine de seviyorum, karşılık vermesen de seviyorum, kalbimin en az kirlettiğim bir yerinde ismini saklıyorum.

Beni affet Allahım, tut elimi, bak yüzüme, gözyaşlarımı sil, bu kalbimi Sana yakınlaştır, ilahî muhabbet ve mehafet hisleriyle temizle, donat. Ne olur Rabbim günahlarımı bağışla, bu ağır kirden arındır ruhumu, bu dayanılmaz çaresizlikten rahmetinin refahına erdir.

Ben acizim, ben fakirim, nefsime ve şeytana alet oldum, Seni kaybettim, vicdanımı lâl etim, kendime yazık ettim. Ama olmadı, nefsim sevinirken ben daraldıkça daraldım, huzursuzluk soludum, ümitsizlik yaydım. Hayat veremedim, nefessiz kaldım, Seni anlatmakken asıl gaye ben sürçtüm, ben yanıldım, ben eridim, yenildim…

Yenilen kullarını yenileyen Sensin.

Gözyaşlarını silen, ölü ruhlara yeniden can veren bir tek Sensin…

Mürebbim Sen, ilham kaynağım Sensin…

Rabbim beni bu bataklıktan, Sensizliğin karanlığından merhametinin aydınlığına çıkar..

Ne olur lûtfet, ne olur yardım et!..

 

Ah bir duysan.. Haziran 9, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim — La Reverie @ 11:59 pm

wishes

Rabbim kalbimi kırık, ruhumu Sensiz, boynumu bükük bırakma.. Kim elini Sana ihlasla uzattı da tutmadın, kimin acı yakarışını işitmedin, hangi dertlinin gözyaşını rahmetinle silmedin.. Evet, sıkıldım artık, evet dayanamıyorum bu boşluğa, evet varlığını yanı başımda her an hissetmeme rağmen yalnızlıktan şikayet ediyorum… 

Hangi sabırlı dost dinler bu kadar derdi, hangisi bir kere bile sıkıldım artık yeter, git kapımdan demez ve hangi vefalı dost beni bir an bile unutmaz. Sorularımın cevabı sensin, beni yokluktan varlığa çıkaran, gün yüzüne çıkaran, günahıma rağmen yüzümü ak eden sensin, her defasında tövbemi bozmama rağmen yine de başından atmayan beni.. Duamı kabul eden, bazen icabeti geciktiren; bununla düşündüren, ders veren…

Senin yolunda yapılması gerekenleri yapamadım, onlar semadakilerle irtibata geçerken benim yüzüm yerde kaldı. Habersiz yaşadım, Senin sayende nefes aldım, Senin verdiğin rızıkla büyüdüm, Senin verdiğinle yürüdüm, aldım verdim.. Ama ne acıdır ki Sen bana ne kadar yakınsan ben sana o kadar uzakta kaldım.. Ruhum içten içe erirken bir yerlerde huzur esintileri duydum, ama giremedim o arenaya, kıramadım zincirlerimi, içime bakmayı akıl edemedim, uzaklara diktim gözümü.. Uzakta değilsin ki göremedim…

Şimdi ellerim titrer, dilim bir kutluya türküler söyler, dilim Seni söyler, gözlerim seni gözler.. Rabbim ihlasla uzatamasam da tut elimi, bu karanlık şehrahta yapayalnız koyma beni, Seni deli gibi sevenlerden et beni ve hak etmesem de sevgini sev beni..

 

Yan da/yan Mart 20, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim — La Reverie @ 8:57 pm

hujggggg

Bugün sana yazmak geldi içimden, içimin derinliklerini yaka yaka geldi, bir lahza direndim; fakat sabredemedim. Susmak ne kadar ağır geliyor bir bilsen, dökmek istiyorum sana içimi; ama hep engeller, baş edemediğim, hep ağır yükler kaldıramadığım.

Sense hiç bilmedin, bilmeyeceksin. Hani göz göze gelseydik konuşmazdım, anlardın gözlerimden, kalbime ayna ederdim onları anlatırlardı sana her şeyi… Olmadı yüreğim, o da olmadı, bir kere bile görmedim onu, o da beni görmedi tabii; ama ne çare ki ben üzgünken o habersiz, ona açamadık içimizi ey acıyla örülmüş kalbim… Buna ah e/diyorum, sadece bir ah… Neyse ki biliyorsun ki her şeye hükmü geçen, dilediğini dilediği zaman istediğine ulaştıran merhametlilere merhameti öğreten, merhametin yaratıcısı bir Rabbin var, O varsa yarana ilaç, derdine derman var.

Haydi şimdi konuş, de ki: Rabbim bugün de susmam için bana eman ver… Direncimi kırma, sabrımı güçlendir, ümitsizlik deryasında boğulmama müsaade etme… Dün senindi, bugün senin, yarın senin, ben seninim, benim bildiklerim senin, sensizliğin dayanılmaz yalnızlığında biçare bırakma beni…

Rabbim sıkıntım sana ayan, ne kuru bir söz gerek sana ne de özenle süslenmiş bir beyan, eğer sensen gizli saklı ayan beyan her şeyi duyan, yan kalbim, şimdi yan da yan, yan, dayan…

 

Susamadım Ey Rabbim… Şubat 8, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim — La Reverie @ 11:07 pm

695152cf46998edd4a2f908b506e1a6eAllahım ben nasıl susayım?

Bu bir hafakan mı, elem mi, keder mi?

Derdim kiminkine eş?

Yanıyor yüreğim, sıkılıyor boğazım, sanki bu olacak bana son nefes

Sevmek uğruna yanmaksa yandım ey Rahman,

Sevmek gözden akan birkaç damla vefaysa beni vefa ehlinden yaz

Kime derdim diyeyim, ne dinleyen var ne da anlamaya çalışan

Nasihat dinlemez oldu kulaklarım, gönlümde bir ip çeker beni durur

Bu ıstırap ne büyük Ya Rab yakar beni vurur.

Seni sevenler seviyor seni candan, serden geçerek

Bense kaldım kalbimle dertte…

Ey diyemediklerimi de işiten, sakladıklarımın haberdarı, gönlümü en umulmadık sürpriz lütuflarla huzura ulaştıran Rabbim,

Ben, ki senin kulun, çok daraldım artık.

Seviyorum Allahım ne kadar uğraştımsa unutamadım.

Okudum yine geçmişe ait birkaç fasıl, ne de çok seviyorum onla geçen zamanı…

Hatırasına bile bu yürek razı Ya Rab…

Utanıyorum Allahım, sıkılıyorum sana açmaktan derdimi…

Ama yok ki başka sesimi duyanım,

Sen ki Rahmansın

Merhametine sınır yok.

Beni senden ayırma ne olur, yardım et bana

O beni sevmiyor, belki dereceme inmeye tenezzül etmiyor demeliyim.

Bunu fark edebiliyorum Allahım, ama onun yeri ve konumu, tavırları, vazifesi benim ondan kopmamı engelliyor.

Ben ne kadar isterdim öylesi bir insanın kalbinde ufacık bir yerim olmasını, bu minicik bir sevgi kırıntısı da olsa bana karşı…

Şüphesiz sen onu seviyorsun ki ben acizinin de kalbinde nazenin bir köşeye yerleştirdin ismini. Ben ne yapayım Ey Rahim, ellerim sana açılır, boynumu senden başkasına bükmem ben, senden başkası uğruna koymam başımı secdeye… Sen, sen ki beni seni anlamaktan bile aciz yarattın, sevgini kalbime kazı Allahım. Yakınlığına al beni, sevdiklerin arasında en kıymetsiz mevkiye dahi razıyım. Sev beni ne olur, sevdir beni, Seninle sevindir beni…

Ya Rahman ben ki ne gözle görülür bir güzelliğe, ne elle tutulur bir mahiyete, ne de kayda değer bir imana sahibim. Tek mazhariyetim az da olsa Senin için atan, nadiren de olsa içten içten yakarışlarım… Senin rızanı arayışlarım, necat ipine hacaletle sarılışlarım…

Beni ziyanda koyma, yalvarırım ey derdime dermanım, beni sana öyle yakınlaştır ki senden başka derdim elemim kalmasın, rızan için verebileyim malımı, canımı, en sevdiklerimden fedakarlık edebileyim. Ya Semi, içim sen sen diye yanarken gözlerimin ağyara kaymasından dolayı beni bağışla. Ya Rahman kaydırma ayaklarımı, bırakma ellerimi, beni sana ram eyle,

Allahım ne olur yardım et bana, seviyorum ben Rabbim, sevdiğin bir kulunu seviyorum. Sen sevdin diye sevdiriliyorum. Rabbim beni utandırma bundan dolayı, bağışla…

Öylesine içimde ki ismi o silse de atamıyorum, bir kenarda dur ben senden istiğna ediyorum diyemiyorum. Yaka silkemiyorum bu sevdadan bir türlü. Derdimi bana ilaç eyleyesin, rızana ulaştırasın, yoluna eriştiresin, ne diyeyim. Nasıl anlatayım, nasıl dua edeyim? Edemiyorum, beceremiyorum, kalbimi sevginle doldur, dilimi arındır, sözümü sana dair eyle, beni sana ihlaslı bir kul eyle. Rabbim, nedir hakkımda hayırlısı benim, bilemiyorum, bir ses diyor: *** unutmalısın, silmelisin o ismi kalbinden, bir kalpte iki sevdaya yer yok… Diğeri çıkışıyor: Ama ya yapamadıkların ve yapmak için can attıkların, sen bu yolu ne kadar çok istedin, bu yoldan biri o da işte, Rabbinin her şeye gücü yeter, sen yürekten iste yeter ki o duanı kabul eder, etmezse de unutturur sana onu.

Kulağımda bir nağme ne güzel diyor:

Ah yakıyor bağrımdaki ateş
Sensiz kanıyor kalbim olmuş serkeş
Gönlüm her gün hasretinle yanıyor
Gün doğmaz akşamlar artık bana eş
Ah kalmışım canansız
Dudağım dilsiz, gözyaşlarım sessiz
Yağmur gibi akıyor
Çağlayan mı bu aşk, gönlümden taşıyor

Allahım beni affet ne olur, ümitsiz değilim; Senin her şeye gücün yeter biliyorum.

Yüreğimdeki bu yangını söndürmeni dileniyorum en hayırlı ilaçla…

Dayanamıyorum Allahım ben, hani derler ya konuşsam tesirsiz, sussam gönül razı değil, diye işte aynen öyle.

Beni de yaktıkça yaktı bu gizli sevda, nereye ulaştırayım, nerede son vereyim buna, iradem özürlü, kalbim hasarlı, benim gücüm yok karar vermeye, bana yapmam gerekeni yaptır Ey Rahman.

Sen tutmazsan kayarım, zelil etme beni, ben garipliğimin, fakirliğimin farkındayım. Elimi neye uzattıysam kaçtı benden, yalnız senin dergahına koydum da başımı kovmadın beni kapından, dualarıma icabet ettin, bana lütuflarda bulundun hem de hiç hak etmemişken ben.

Yine gönder inayetini bu fakir i perişanına, mesafeyi kısalt, engelleri kaldır, tut rahmetinle kulunun elinden, doğrult belimi, kaldır çenemi, bir bak yüzüme, bak ki ne hallerdeyim sensiz, nerelere avdet ettim, derdimi iltica edecek bir sen varken duamı kabul edebilecek olan yalnızca senken ben nelere güvendim… Ne çok pişman oldum… Beni bu derdimle imtihan ediyorsan cemil bir sabır ver şu kuluna sana öyle bağlanayım, senden razı olayım, hiç şikayet etmeyeyim. Rabbim beni sana teslim al, bedenimi de ruhumu da sana ram eyle, sen yarattın beni Rabbim, sahibim sensin, yaratıcım sensin. Bana emanet ettiklerini ben bu aczimle nasıl koruyayım ey Rabb i Rahimim, sen koruyup kolla beni, kendime yazık etmeme izin verme, yolundan bir an ayırma…

Geçmişim, anım, geleceğim sana ayandır, bense bir dakika sonrasından bile habersizim, sabaha çıkacağımdan bile emin değilim. Benim geçmişim ziyanla dolu, anımı eyvahlar kaplamış, istikbalim sisli, kaldır sis perdesini ay gibi apaydınlık eyle geleceğimizi, rızan doğrultusunda, hayırlarla dokunmuş, rahmetinle sarmalanmış dupduru parlak bir gelecek lütfet. Senin için yaşayan, insanlara faydalı, alemi sırf sen yarattığın için seven, seni ise deliler gibi seven bir kul eyle şu titrek sözlerin sahibini ve tüm ümmet i Muhammedi. Habibin aşkına duy sesimi, sallallahu aleyhi vesellem, onu ne çok sevdin Rabbim, bize de ver Resulünün sevgisini, bizim için gözyaşları döken o kutlu sertaca layık et bizi.

Allahım hakkımızda en hayırlısını lutfet ne olur, bizi rızana ulaştırmayacak dünyevi mal, makam ve şöhretten, yine senden bizi uzaklaştıracak her türlü boş heveslerden ve şehvet hissinden, nefsimizin ve şeytanın vesveselerinden ve aldatmacalarından muhafaza et bizi.

Ya Hayy u Ya Kayyum birahmetike esteğis eslihi şe’ni kullehü

vela tekilnî ila tarfete ayn.

Veffikna ila ma tühıbbü ve terda.

Amin ya Erhamerrrahimiyn…

 

Med cezir Ocak 25, 2009

Kategori: Titrek Mürekkebim, Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 11:16 pm
Tags: ,

yaramaz1kt9

Kıyıya vuran dalgalar gibi vur sineme, varsın derin falezler oluşsun kıyılarında yüreğimin..
Değil mi ki kopan her parçam sana kavuşacak, varsın karışsın sana her zerrem, sende kaybolandan gayrısını kaybettim zaten.
Haydi artık gelsin yüreğime senden bir darbe, mecalim yok;

sabrım az, çok bekletme,

gel etme, gel-git-me…

Ey ummanında kaybolunası yâr,

Gel- git-me

 

Ne zor bana Senleyken Sensiz kalmak Aralık 19, 2008

Kategori: Titrek Mürekkebim, Yürekler Semaya-Yakarış — La Reverie @ 5:28 pm
Tags:
46z3
Ey yar, ben bittim Seninle başlat beni..
Düştüm kimse tutmadı elimi, ağladım kimse görmedi, bir anlayan teselli eden olmadı…
Ne zor bana senleyken sensiz kalmak…
Ne zor içimde tutarken seni, bir türlü bulamamak..
Ne acı Senden gayrisine bağlanmak, varlığımın sebebini unutmak.
Neden uzatmadım ki sana şu titrek ellerimi, neden sarılmaya çabalamadım o yed-i rahmete..
Ah ne olurdu uzanabilseydim, benliğimi ayaklarımın altına alıp uzansaydım, kibir yükünden sıyrılıp asılsaydım ipine..
Beni bir an bile unutmayansın Sen, bense bana hediye ettiğin aklıma Seni getirmekten aciz kaldım..
Sana koşamadım koşanlarla…Emekledim yollarında..Süründüm…
Ama daraldım.. Ama üzüldüm..Ama ezildim..Senin tutmadığın eli kim tutar, Senin bıraktığını kim alır, Senin alçalttığını kim yükseltir..
Kaldır beni düştüğüm bu bataklıktan ey Yarim..Ben benliğimde Seni unutmanın cezasını zaten pişmanlığımla çekiyorum, rahmetinin kucağında ısıt bu günah karası ellerimi..Sen ol deyince olmayan yok; bu yüzden ki ümidim korkumdan çok.. Ne olur utandırma ey rahmetinin gazabını geçtiğini müjdeleyen yar, ey boynu bükük kapısını çalanları kapısından boş çevirmeyen Rabbim..
Haydi lütfet de bir kapı aç bana, rızana erişeyim..
Gönlüm Sen Sen diye yanarken can vereyim..
 

Umuda Meftûn Bakışlar Temmuz 21, 2008

Kategori: Beyne'l-Havf Ve'r-Recâ, Işık süvarileri, Titrek Mürekkebim — La Reverie @ 10:04 pm
Tags: , ,

çık yola, gönülden çık

beden kalıbından arınıp kalbe sığarcasına

aşıp o dereyi/deriyi ummanlara koşarcasına

gönül koymadan engellere, baş koy bu sevdaya

sabırla erit elemleri, azimle göğüsle özlemini

hatırla ki,

yakınmamalı ki yakınlaşmalı o en yakına

iştiyakla çal kapılarını ürkek gönüllerin

ümit ve inşirah üfle yorgun düşlere

yılmadan, yorulmadan..

yürekler paslı, çehreler karanlık; ne bir huzme var ne de aydınlık.

umuda meftûn bakışlarla yak biçâre gönüllere nurdan bir ışık

yol açık,

haydi yola çık

La rêverie