Tefekkür için güzel bir fırsat.. 24/01/2012
Çok güzeller..
Maşaallah..
Mutlaka bakınız.
http://files.myopera.com/%C2%A3lifL%C3%A2mR%C3%A2/usercss/superbeau–.pps
Cennete bak, bahara dikkat et, zeminin yüzünü temâşâ et! 22/11/2011
.
Eğer bir çiçekte esmâyı okuyamıyorsan ve vâzıh göremiyorsan,
Cennete bak, bahara dikkat et, zeminin yüzünü temâşâ et!
Rahmetin şu büyük çiçekleri olan Cennet ve bahar ve zeminde yazılan esmâyı vâzıhan okuyabilirsin,
cilvelerini ve nakışlarını anlar, görürsün…..
.
Bediüzzaman Said Nursi
Uçurum çiçekleri 23/05/2011
.
Uçurum çiçekleri sabrın belki de dünyadaki en güzel örneklerindendir. Kendilerini alıp koklayacak bir el olmayacağını bilmelerine rağmen yine de onlar ümitlerini hiç yitirmeden uçurumda güzelliklerini sergileyerek kendilerini alıp koklayacak bir el beklemektedirler. Ancak onları ne okşayan olur ne koklayan. Buna rağmen beklemeleri sabrın en güzel örneklerindendir. Kişi ümidini yitirmeden Hakk’a tam bir teslimiyetle sabretmelidir.
Rivayete göre ariflerden birisinin cebinde küçük bir kağıt parçası bulunur ve ara sıra bu kağıdı çıkarır okurdu. Kağıtta:
.
“Rabbinin hükmüne sabret.
Muhakkak sen bizim gözlerimizin önündesin.
Kalktığın zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.
.
(Tur 48) ayeti yazılı idi.
Kalb kulağı ile dinlesen.. 16/05/2011
İşte ey gâfil! Şu kâinatın yüzüne bak ki;
birbiri içinde hadsiz mektubât-ı Samedâniye hükmünde olan sahaif-i mevcudât ve her bir mektub üstünde hadsiz sikke-i tevhid mühürleriyle temhîr edilmiş bütün bu mühürlerin şehâdetlerini kim tekzib edebilir? Hangi kuvvet onları susturabilir?
Kalb kulağı ile hangisini dinlesen,
“Eşhedüen la ilahe illallah” dediğini işitirsin.
.
Sözler | Otuz Üçüncü Söz
“Ne diyorsunuz?” 07/04/2011

…
Deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanâttan ve yavrulardan sor:
“Ne diyorsunuz?” de; Elbette,
“Yâ Cemîl, yâ Cemîl, yâ Rahîm, yâ Rahîm” diyecekler.
Sözler
Kemâlât (mükemmellikler) O’nundur 01/04/2011

“Bütün mevcûdâtta sebeb-i medh ü senâ (övgüye vesîle) olan kemâlât (mükemmellikler) O’nundur.
Öyle ise hamd (övgü) dahi O’na âittir.
Ezelden ebede kadar her kimden, her kime karşı gelen ve gelecek medh ü senâ O’na âittir.
Çünki sebeb-i medih olan ni‘met ve ihsan ve kemâl ve cemâl (güzellik) ve medâr-ı hamd (hamde vesîle) olan her şey O’nundur. O’na âittir. Evet âyât-ı Kur’âniyenin (Kur’ân âyetlerinin) işârâtıyla (işâretleriyle) bütün mevcûdâttan dâimî bir sûrette dergâh-ı İlâhiyeye (Allah katına) giden bir ubûdiyettir (kulluktur), bir tesbihtir, bir secdedir, bir duâdır ve bir hamd ü senâdır ki, dâimî o dergâha gidiyor.”
Mektûbât, 20. Mektûb, 66-67
Şimdi bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara… 28/02/2011
Şimdi bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara…
Yerden, dağlardan kaynamaları TESADÜFÎ değildir. Çünki onlara terettüb eden âsâr-ı rahmet olan faidelerin ve semerelerin şehadetiyle ve dağlarda bir mizan-ı hacetle iddiharlarının ifadesiyle ve bir mizan-ı hikmetle gönderilmelerinin delâletiyle gösteriliyor ki;
bir Rabb-ı Hakîm’in teshiriyle ve iddiharıyladır.
Ve kaynamaları ise, O’nun emrine HEYECANLA imtisal etmeleridir.
33. Söz; 20. Pencere
teshir: zapt iddihâr: biriktirme imtisal: uyma
Asıl okuyuş.. 28/02/2011

Elinde bir yaprak vardı. Onu uzun uzadıya süzdükten sonra:
“Yazık!” dedi.
“Niye yazık?”
“Okuma bilmiyoruz da ondan.”
Şaşırdım. Okuma bilmek ne kelime, iyi bir tahsil yapmıştı kendisi.
Kitap elinden düşmezdi.
“Biliyorsun ya!” dedim şaşkınlıkla.
Gülümsedi belli belirsiz.
“Asıl okuyuştan söz ediyorum.
Sen hiç ağaç kitabını ya da yaprak sayfasını okudun mu mesela?”
“Hayır!”
“Okumadın, çünkü okuma bilmiyorsun. Bak, bu bir yaprak. Bir bakıma da sayfa… Bunda da yazılar yazılı. Bu da kâtibini, yazıcısını, sanatkârını bildiriyor. Çünkü o yazıcı kendini bu yaprakla da bize tanıtıyor. Bir mektup gibi göndermiş bize. Nasıl, bir mektup yazarını gösterir, bildirir, tanıtır, öyle de her bir yaprak onun ustasını anlatıyor, tanıtıyor, sevdiriyor. Şimdi ben bu dili, bu okuma biçimini öğrenmeye çalışıyorum.”
“Ne dili bu?”
“İman dili… Bu dili bize Kuran öğretiyor.”
“Nasıl yani?”
“Evrendeki varlıklar için ayet tabirini kullanıyor.
Bakın, görün, düşünün, ibret alın diyor.
Kuran gibi kâinat da bir kitap, onunda sureleri, ayetleri, kelimeleri var.”
“İlk inen ayetteki ‘Oku!’ emri bunu da kapsıyor mu?”
“Elbette! İki kitap var önümüzde.
Biri kelâm sıfatından, öbürü kudret sıfatından geliyor.
Bunlar birbirini tefsir ediyor.”
Bu şaşırtıcı açıklamaları dinledikten sonra yerden bir yaprak da ben aldım, birlikte okumaya başladık!
Ömer Sevinçgül / Zafer Dergisi
Gözünü çevir de bir bak 23/11/2010
O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır.
Rahmân olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin.
Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?
Mülk Sûresi, 3


















![Quran verses with tasbih [edited] Quran verses with tasbih [edited]](http://farm3.staticflickr.com/2206/2344598309_446db1721c_t.jpg)


Son Yorumlar