Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

Dünya zevkleri onu hiçbir zaman aldatmadı Ekim 27, 2009

Kategori: M. Fethullah Gülen, Öykü- Anı — La Reverie @ 11:28 pm
Tags: ,

 

Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, risalelerden dersler yapmaktadır. 1956 senesinde bir gün Fethullah Gülen Hocaefendi’yi de, kendisinin yapmış olduğu çarşamba sohbetlerine isterse gelebileceğini söyleyerek davet eder: “1956′da tanıştık, 1966 yılına kadar beraber iman ve Kur’an’a ait hakikatleri okuduk.

Bu süre içinde aramızda tatlı bir uhuvvet ve muhabbet teessüs etmişti. Onunla birlikte geçirdiğimiz zamanları tahattur ettikçe kendimi firdevsî bir saadet içerisinde hissediyorum. Hocaefendi, daha gençliğinde ilim ve hikmetin feyyaz bir âşığı idi. Hilkaten dürüst, halim, iffetli bir genç idi. Müşfik ve merhametli idi. Her nutku bir belagat ve fesahat şaheseriydi. Hocaefendi, bizden bin adım ileri attı. Hariçteki hizmetleri ile de milletimizin dışarıdaki itibarını artırdı.”

Kırkıncı Hocaefendi, devam ediyor: “Bazen cumaları müftü efendiden izin alarak herhangi bir camide vaaz ederdi Hocaefendi. Sabahtan öğleye kadar risaleden bazı yerleri çalışır, kürsüye çıkar, kekelemeden konuşurdu. Bak ben kekeliyorum ama onda kekeleme yok. Öyle bir hafızası var ki, 1966′ya kadar beraber bulunduğumuz her şey hafızasında. Onun vaaz ve nasihatlari en duygusuz insanı bile heyecana getirip ağlatır. Dünya zevkleri onu hiçbir zaman aldatmadı. İbadetine düşkündü, geceleri teheccüd namazını kılar ve secdeye kapanarak saatlerce bu millet için dua ederdi. Dalalet ve sefahat girdabına düşen, dinî ve millî seciyelerini kaybeden gençlerimiz için ağlar ve necatları için halisane niyaz ederdi. İslamiyet’in neşr ve tebliğini farz telakki eder ve bunu ifaya çalışırdı. Bu çalışmasında da muvaffak oldu.

Onun en bariz meziyetlerinden birisi de vatan ve milletini çok sevmesi idi. Kendisi için değil, milleti için yaşar ve düşünürdü. Yüzlerce ve binlerce gencin fazilet ve irfanına vesile olmuştur. Bu ağır vazife, genç yaşta saçlarının ağarmasına sebep olmuştur.”

Kürsü- Zaman

 

Alkışlanmayı hiç sevmezdi Ekim 27, 2009

Kategori: M. Fethullah Gülen — La Reverie @ 11:02 pm
Tags: , ,

İzmir eşrafından Muharrem Kalyoncu ağabey anlatıyor: 1966 yılının 7. ayında Hocaefendi Kestanepazarı’na geldi. Hocaefendi, her yönüyle o güne kadar tanıdığımız vaiz ve hatiplerden çok farklıydı.

 

Hem dış görünüş hem de konuşma tarzı itibariyle. Mesela, Kestanepazarı’nda vaaza çıkacağı zamandı. Herkes heyecanla onun kürsüye çıkmasını bekliyordu. Biz her zamanki gibi duvarda asılı olan Yaşar Hoca’nın cübbesini alacak ve öyle kürsüye çıkacak zannediyoruz. Fakat Hocaefendi, bahçedeki küçük kulübesinden kendi cübbesiyle beyazlar içinde çıktı. Cemaat onu görünce çok heyecanlandı. Herkes ayağa kalktı. Bizler heyecandan, hazırladığımız teypleri bile çalıştıramadık. Vaaz üslubu, konulara hâkimiyeti, hiç kâğıda bakmadan konuşması bizi çok etkilemişti. Anlattıklarını yürekten anlatıyor, hislerine hâkim olamıyor, gözyaşlarını ceyhun ediyordu. Merhum Yaşar Tunagür hocanın giderken söylediği “Size benden daha iyisini göndereceğim.” sözünü her haliyle tasdik ediyordu. O günden sonra her cuma, sabahın erken saatlerinden itibaren onu dinlemek için camiye gelir olduk. Çünkü aradığımızı orada fazlasıyla buluyorduk.

Bir gece Mersinli semtinden üç arkadaş Kestanepazarı’na Hocaefendi’yi ziyarete gittik. Hocaefendi bizi karşıladı, selamlaştık. Sonra Hocaefendi, bizden biraz müsaade isteyerek yürüdü. Şimdiki müftülük camiinin en üst katında o zaman talebeler vardı. Hocaefendi oraya girdi, biz de ardından girdik. Baktık ki talebelerle meşgul oluyor. Üstü açılanları örttü, kimisini elinden tutup tuvalete götürdü, onlarla yakinen ilgilendi. Sonra da işini bitirdikten sonra yanımıza geldi. Biz ilk defa talebeyle bu kadar yakından ilgilenen bir hoca görmüştük.

İzmir Kemalpaşa’yı geçince Parsa isminde bir belde var. Bir gün Hocaefendi oraya vaaza gidiyor. Ben de onunla beraber gittim. Otobüsle gidiyoruz. İkindi veya akşamdan sonra vaaz olacak. Tam otobüsten inerken belediye hoparlöründen ilan yapılıyor. “Dikkat, dikkat, İzmir’in meşhur merkez vaizi Fethullah Gülen Hoca vaaz edecek” diye. Bir aralık Hocaefendi, kalabalığın arasından sıyrıldı ve hemen “İzmir, İzmir” diye bağıran arabaların birine atladı. Biz de zar zor yetiştik. Tabii anlayamamıştık bunun sebebini. Daha sonra anlıyoruz ki reklam gibi hoparlör ilanını duyunca çok sinirlenmiş, bundan dolayı orayı terk etmiş. Tabii o gün vaaz olmadı.

Zaman