Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, risalelerden dersler yapmaktadır. 1956 senesinde bir gün Fethullah Gülen Hocaefendi’yi de, kendisinin yapmış olduğu çarşamba sohbetlerine isterse gelebileceğini söyleyerek davet eder: “1956′da tanıştık, 1966 yılına kadar beraber iman ve Kur’an’a ait hakikatleri okuduk.
Bu süre içinde aramızda tatlı bir uhuvvet ve muhabbet teessüs etmişti. Onunla birlikte geçirdiğimiz zamanları tahattur ettikçe kendimi firdevsî bir saadet içerisinde hissediyorum. Hocaefendi, daha gençliğinde ilim ve hikmetin feyyaz bir âşığı idi. Hilkaten dürüst, halim, iffetli bir genç idi. Müşfik ve merhametli idi. Her nutku bir belagat ve fesahat şaheseriydi. Hocaefendi, bizden bin adım ileri attı. Hariçteki hizmetleri ile de milletimizin dışarıdaki itibarını artırdı.”
Kırkıncı Hocaefendi, devam ediyor: “Bazen cumaları müftü efendiden izin alarak herhangi bir camide vaaz ederdi Hocaefendi. Sabahtan öğleye kadar risaleden bazı yerleri çalışır, kürsüye çıkar, kekelemeden konuşurdu. Bak ben kekeliyorum ama onda kekeleme yok. Öyle bir hafızası var ki, 1966′ya kadar beraber bulunduğumuz her şey hafızasında. Onun vaaz ve nasihatlari en duygusuz insanı bile heyecana getirip ağlatır. Dünya zevkleri onu hiçbir zaman aldatmadı. İbadetine düşkündü, geceleri teheccüd namazını kılar ve secdeye kapanarak saatlerce bu millet için dua ederdi. Dalalet ve sefahat girdabına düşen, dinî ve millî seciyelerini kaybeden gençlerimiz için ağlar ve necatları için halisane niyaz ederdi. İslamiyet’in neşr ve tebliğini farz telakki eder ve bunu ifaya çalışırdı. Bu çalışmasında da muvaffak oldu.
Onun en bariz meziyetlerinden birisi de vatan ve milletini çok sevmesi idi. Kendisi için değil, milleti için yaşar ve düşünürdü. Yüzlerce ve binlerce gencin fazilet ve irfanına vesile olmuştur. Bu ağır vazife, genç yaşta saçlarının ağarmasına sebep olmuştur.”
Kürsü- Zaman
İzmir eşrafından Muharrem Kalyoncu ağabey anlatıyor: 1966 yılının 7. ayında Hocaefendi Kestanepazarı’na geldi. Hocaefendi, her yönüyle o güne kadar tanıdığımız vaiz ve hatiplerden çok farklıydı.








