Umut Huzmeleri

"So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers." — Quran (3:139)

Are You Happy? 14/03/2011

Filed under: Çizgiyorum,English Articles-Stories etc. — La Reverie @ 12:45

 

Referanduma dair karikatürler.. 06/09/2010

Filed under: Çizgiyorum,M. Fethullah Gülen — La Reverie @ 10:47
Tags: , ,

 

Referanduma “EVET” demek takımın ne olursa olsun milli takımı tutmaya benzer…

Parti üstü bir olaydır…

Hayır demeyi düşünenleri anlayamıyoruz,

onların da anlayarak “Hayır” dediklerini zannetmiyoruz…

‘Evet’i Desteklememiz, Kişileri Değil Yapılan İşi Takdir Meselesidir, M.F.Gülen

Keşke Siyasiler Gönül Dilini Kullanmaya Çalışsa

Keşke siyaset âlemine de gönül dili hâkim olsa. Keşke CHP’liler deseler ki: “Türkiye’de şu kriz, şu kriz, şu kriz var; ama biz vifak ve ittifakı sağlayamadığımızdan ve iktidarla uyum yolları aramadığımızdan dolayı, ihtimal Allah bizim yüzümüzden bu krizleri yaşatıyor.” Keşke MHP’liler deseler ki: “İnsan her yanıyla kötü olmaz ya, herkesin bazı iyi yanları da vardır. Biz en azından bazı meselelerde bir kısım fasl-ı müşterekler bularak, bunlara ‘eyvallah’ desek ne olurdu. Bazı olumsuz şeyler bizim yüzümüzden de olmuş olabilir; bir dönemde bazı yanlışlıklar yapmış olabiliriz; belki şimdi de bir kısım yanlışlıklar yapıyoruzdur.” Keşke AK Partililer de idarede bulunduklarından dolayı, Hazreti Ömer Efendimiz gibi düşünse; “Yağmur yağmıyorsa benim yüzümden yağmıyor; laleler benim yüzümden bitmiyor, dağınık halimizin öyle sürüp gitmesi ve perişanlığımızın devam etmesi benim yüzümden oluyor.” deseler. Evet, keşke siyaset âleminde de herkes, sürekli atf-ı cürümlerde bulunacağına, nisbeti makul olmayan şeyleri bile insanlara nisbet edeceğine ve hep karşısındakine cevap yetiştirme gayretiyle oturup kalkacağına, biraz da kendi muhasebesini yapsa ve bir kere de gönül dilini kullanmaya çalışsa!..

Ramazan ayı boyunca mabedler ve mabedleşen evler, iftar ve sahur sofraları, dostluk platformları ve iftar çadırları, insanlara kalb ufkunu gösterme, kavgacı tavırları terk ettirip birlik ruhunu oluşturma ve herkesi gönül dilini kullanmaya çağırma açısından çok iyi değerlendirilmelidir.

Herkese Karşı Müsavi Duruyoruz

Referandumda ‘evet’ denilmesi gerektiğiyle alâkalı sözlerimi siyasî mülahazalarla irtibatlandırmaya gerek yok. Herkese karşı müsavi derecede duruyoruz. Biz yerinde Deniz Bey’i de destekleriz, Devlet Bey’i de destekleriz. Elverir ki, yaptıkları şeyler milletimizin bugünü ve yarını adına, devletler muvazenesinde dümene oturması adına bir şey ifade etsin. Benim milletim devletler muvazenesinde yönlendiren, gözünün içine baktıran bir muvazene unsuru olmayacaksa şayet, ne Avrupa umurumda benim, ne Amerika, ne Çin ne de Maçin. Bu açıdan da, milleti oraya götürebilecek her gayret alkışlanmalı.

Referandumda ‘evet’ denmesini desteklememiz, o işi yapan insanları takdir değil, o işin kendisini takdir meselesidir; kim yaparsa yapsın, yapılan güzel bir işi takdirdir. Bunu rahmetlik Bülent Ecevit yapmış olabilir, bunu Süleyman Demirel Bey yapmış olabilir, bunu İsmet Sezgin Bey yapmış olabilir, bunu Tayyip Erdoğan yapmış olabilir, bunu Turgut Özal yapmış olabilir, bunu Devlet Bey yapmış olabilir, bunu Deniz Bey de yapmış olabilir. Güzelliği milletimiz adına kim yapmış ve milletimize ileriye doğru bir adımı kim attırmışsa, biz o ayağın altına başımızı kaldırım taşı gibi koymaya âmâdeyiz. Bütün dünya biliyor ki; yeryüzünde dikili bir taşımız yok ve bundan başka da hiçbir sevdamız olmadı.

Referandumda ‘Evet’ Demenin Lüzumuna İnanıyorum

Geçenlerde, “Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda ‘evet’ oyu kullandırmak lazım.” demiştim. Bazıları bu sözü alay konusu yaptı; hatta, bu sözdeki mübalağayı ve o mübalağadaki ironik espriyi tersine çeken ve “Ölüleri de yazdırın ve kaçamak olarak onlara da oy kullandırın.” şeklinde yorumlayacak kadar işi şirazeden çıkaran kimseler oldu. Oysaki, o sözdeki üslup çokça kullanılan ve herkesçe maruf bir üsluptur. Mesela; İmam Busîrî, Peygamber Efendimiz için der ki; “Eğer O’nun mucizeleri kendi kadr-u kıymetine göre olsaydı, mübarek nâm-ı celili ölüler üzerine okunduğu zaman çürümüş kemikler bile dirilirdi.” Ben de bu sözden hareketle belki elli defa şöyle demişimdir: “Allah Rasulü’nün doğumu esnasındaki pek çok mucizeden bahsedilir. Onlar da iş mi ki?!. O yeryüzünü teşrif ettiğinde mezardakiler bile canlanıp ayağa kalkmalı ve ona temennâ durmalıydılar.” İşte, referandumun önemine ve ‘evet’ demenin lüzumuna inandığımdan, o meseleyi de böyle bir üslupla dile getirmiştim.

Üzerimize Düşeni Yapmalı, On Kişiyi Sandığa Götürmeliyiz

Hiç kimse anayasa değişikliği paketini ve referandumu Avrupa’ya veya Amerika’ya bağlamamalı; bunlar diyalektik sayılabilecek dedikodudan ibaret yanlış şeylerdir. Ramazan-ı Şerif’te yumuşayan kalbleri de değerlendirerek herkes referandum konusunda üzerine düşen vazifeyi yapmalıdır. Hatta burada (Amerika’da) oy kullanamayacaklarından dolayı, Türkiye’ye gitmesi mümkün olanlar gitmeli ve oylarını kullanmalılar. Oraya gidince de, “Amerika’dan kalktım, bin lira verip buraya geldim; dönerken de o kadar para vereceğim. Bu kadar zahmeti sadece kendi oyum için çekmemeliyim…” demeli; en azından on tane, yirmi tane insanı daha zimmetlemeli, onları da sandığın başına götürmeli ve onlara da bir güzel ‘evet’ dedirtmeli.

 

Yazının tamamı için tıklayınız 

 

What matters is… 05/06/2009

Filed under: Çizgiyorum — La Reverie @ 22:14

 

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 129 other followers