Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

In The Pages Of Sacred Truth … Eylül 16, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran, Gözden Kalbe — La Reverie @ 10:59 pm
Tags: ,

In The Pages Of Sacred Truth ...

 

… I find the meaning and the purpose of my life.

 

 

Kadir Sûresi (Surah Gadr) Eylül 14, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran, Multimedia — La Reverie @ 11:57 am
Tags: , , , , ,

 

 

Abdussamed Abdulbasit – Kadir Sûresi (Surah Gadr)

 

 

Ahmed Al-Ajmi- Surah Gadr with English Translation

 

 

İshak Danış- Kadir Suresi  Semerkand

***

 

~  “Kadir gecesinde, bir kere Kadir suresini okumak,

başka zamanda Kur’an-ı kerimi hatmetmekten daha sevabdır.  ~

Kadir gecesinde bir tesbih [Sübhanallah], bir tahmid [Elhamdülillah], bir tekbir [Allahü ekber], bir tehlil [La ilahe illallah] söylemek yedi yüz bin tesbih, tahmid, tekbir ve tehlilden kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı müddeti kadar [az bir zaman] namaz kılmak, ibadet etmek, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibadetle geçirmekten daha kıymetlidir.)

[Tefsir-i Mugni]

Kadir gecesi üç defa “La ilahe illallah” söyleyen müslümanın, birincisinde bütün günahları bağışlanır. İkincisinde Cehennemden kurtulur, üçüncüsünde Cennete girer.

[Tefsir-i Mugni]

V. Necat’taki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Allah indinde en kıymetli gece, Kadir gecesidir. “

Bin aydan daha kıymetli olan Kadir gecesinin hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.

~  ”Allahümme inneke afüvvün kerimün tühıbbül afve fa’fü anni “  ~

(Ya Rabbi, sen affedicisin, kerimsin, affı seversin, beni de affeyle)

Tirmizî, Daavât 84

 

 

Nerede olursanız olun… Eylül 12, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran — La Reverie @ 11:27 pm
Tags:

Kalpler Seni bilmeli, diller Seni söylemeli

 

“Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın.

Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah şüphesiz her şeye Kadir’dir.”

 

Bakara 2/148

 

 

Ey bizim Kerîm Rabbimiz Eylül 8, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran — La Reverie @ 10:26 am
Tags:

(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."

Bu muazzam kitabı sana indiren O’dur. Onun âyetlerinin bir kısmı muhkem olup bunlar Kitabın esasıdır. Âyetlerin bir kısmı ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar sırf fitne çıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için müteşabih kısmına tutunup onlarla uğraşır dururlar. Halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu Allah’tan başkası bilemez. İlimde ileri gidenler: “Biz ona olduğu gibi inandık. Hepsi de Rabbimizin katından gelmiştir.” derler. Bunları ancak tam akıl sahipleri düşünüp anlar ve şöyle yalvarırlar:

“Ey bizim kerîm Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhab Sensin Sen!”

[Ali İmran 7,8]

okuyucu.worpress.com

 

O’nun Yüce Kelâm’ından… Ağustos 15, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran, Multimedia — La Reverie @ 10:56 am
Tags:

 

İnnâ lillahi ve İnnâ İleyhi Raciûn Ağustos 11, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran — La Reverie @ 9:48 pm
Tags:

inna lillahi ve inna ileyhi raciun

 

 Inna lillahi wa inna ilayhi raji’un (انّا للہ و انّا الیہ راجعون) is part of the Quran, Sura Al-Baqara, Verse 156. The full verse is as follows:

الذين اذا اصابتهم مصيبة قالوا انا لله وانا اليه راجعون

“Who, when a misfortune overtakes them, say: ‘Surely we belong to Allah and to Him shall we return’.”

This is the phrase that Muslims recite when a person is struck by calamity in life, and is usually recited upon hearing the news of someone’s death. This can also be recited when one hands over money to purchase or buy an(y) item. The phrase is commonly translated as

“Verily we belong to God, and to God we return.”

Muslims believe that God is the One who gives and that it is He who takes away; He is testing humankind. Hence, a Muslim submits to God and is grateful and thankful to God for whatever they receive. On the other hand, they are patient and say this expression in times of turmoil and calamity.

***

Biz Allah’a âidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz.

 

Kur’an İle Konuşan Kadın… Temmuz 13, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran, Öykü- Anı — La Reverie @ 11:27 pm
Tags: ,
Tam ekran yakalama 14.07.2009 015356.bmp 
Tebe-i Tâbiîn neslinden Abdullah ibn Mübarek hazretleri anlatıyor:
Hacca gidiyordum.
Irak-Suriye topraklarından geçerken yalnız bir kadına rastladım. Selâm verdim; selâmımı

“Söz olarak Rahîm bir rabden selâm sözüdür onların duyacağı” (Yâsîn:58 ) âyetiyle aldı.

“Buralarda ne yapıyorsun?” diye sordum.

“Allah kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak yoktur” (A’râf: 186) âyetini okudu.

Anladım ki, yolunu kaybetmiş. Nereye gittiği soruma

“Bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ı tesbih ederim” (İsrâ: 1) âyetiyle karşılık verdi.

Anladım ki, geçtiğimiz hacc mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs’e gidiyor.

“Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?” dedim.

“Tam üç gece (yani üç gündür)” (Meryem: 10) dedi.

Yiyecek verme teklifinde bulundum.

“Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın” (Bakara: 187) âyetini okudu.

“İyi de Ramazan’da değiliz” dedim.

“Kim Allah için nafile bir hayır yaparsa, Allah her hayrın karşılığını verendir, her şeyi hakkıyla bilendir” (Bakara: 158) âyetiyle cevap verdi.

“Yolculukta oruç açılabilir” dedim.

“Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır” (Bakara: 184) âyetini okudu.

Niye benim gibi konuşmadığını sordum.

“Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun” (kâf: 18 ) dedi.

“Kimlerdensin?” diye sordum.

“Bu konuda bilgin yok . Sonra göz de, kalb de sorumludur” (İsrâ: 36) âyetiyle cevap verdi.

“Hata ettim, hakkını helâl et!” dedim.

“Bugün size kınama yok. Allah, sizi bağışlasın” (Yusuf: 92) dedi.

Deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum.

“Hayır adına ne işlerseniz Allah onu bilir” (Bakara: 215) âyetiyle mukabele etti.

Devemi yanına getirdim.

Binecekken,
“Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar” (Nûr: 30) âyetini okudu.

Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi az yırtıldı.
“Başınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat işleyip, onu hak etmeniz sebebiyledir” (Şûrâ: 30) âyetini mırıldandı.

“Sabret, deveyi bağlayayım!” dedim.

“Bu hususta Süleyman’ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kıldık” (Enbiyâ: 79) âyetini okuyarak, devemi yönlendirme konusunda benim daha başarılı olduğumu kasdetti.

Deveye bindi ve “Bunu bize baş eğdiren Allah’ı tesbih ederim; yoksa bunu biz başaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceğiz!” (Zuhruf: 13-14) âyetlerini okudu.

“Haydi!”diye deveyi hızlandırdım.

“Yürüyüşünde (ve davranışlarında) vakur ol ve sesini yükseltme. Seslerin en çirkini, (bağıran) eşeğin sesidir!” (Lokman: 19) mukabelesinde bulundu.

Yürürken şiir okumaya başladım.

“Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun!” (Müzzemmil: 20) dedi.

“Şiir okumak haram değil ki!” dedim.

“Bu hususu ancak gerçek idrak ve basiret sahipleri düşünüp anlar!” (Bakara: 269) cevabını verdi.

Bir süre gittik; sonra evli olup olmadığını sordum.

“Ey iman edenler! Cevabı verildiğinde sizi üzecek meselelerden sormayın!” (Mâide: 101) âyetini okudu.

Derken kafilesine ulaştık ve “Kafile içinde kimsen var mı?” dedim.

“Mal ve evlât dünya hayatının süsüdür!” (Kehf: 46) dedi.

Anladım ki, evlâdı var. İsimlerini sordum.

“Allah İbrahim’i dost edindi; Allah Musa ile konuştu; Ey Yahya, Kitab’a kuvvetle tutun!” (Nisâ: 125, 164; Meryem: 12) âyetlerini okudu.

“Ey İbrahim, ey Musa, ey İsa!” diye kafileye seslendim. Nur yüzlü üç genç “Buyur!” diye çıkageldi.

Onlara para verip, “Bununla içinizden birini şehre yollayın! Yemeklerin helâl ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek getirsin. Dikkatli davransın!” (Kehf: 19) dedi.

Yiyecek gelince bana, “Geçmiş günlerinizde yaptıklarınızın karşılığında şimdi afiyetle yiyip için!” (Hâqqa: 24) dedi.

Çocuklara, “Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten yemem!” dedim.
Annemiz” dediler, “Ağzından Cenab-ı Allah’ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40 yıldır böyle sadece Kur’an’la konuşur.”

İbn Mübarek, bu hadiseyi Kur’an’da her şeyin bulunduğuna delil olarak anlatırdı.

 

Nûrumuzu bizim için tamamla… Mayıs 23, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran — La Reverie @ 10:27 pm
Tags:

tahrim

Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider.

 ”Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla;

çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter”

derler.   -Tahrim Sûresi, 8. ayet

 

İşte onlar var ya… Mayıs 7, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran — La Reverie @ 11:09 pm
Tags: ,

Rad Suresi

“Onlar, Allah`ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.

Onlar Allah`ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir. Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir.

İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır. (O yurt) Adn cennetleridir; oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih olanlarla beraber girecekler, melekler de her kapıdan onların yanına varacaklardır.

(Melekler:) Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler).”

Rad Suresi 20-24

 

Artık bana düşen.. Nisan 27, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran — La Reverie @ 12:28 pm

Üç Harf ... by [ e L i f  L a m ].

“Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”

-Yusuf Suresi 18. ayet