Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

Ey bizim Kerîm Rabbimiz Eylül 8, 2009

Kategori: Ahsenü'l Kelam- Quran — La Reverie @ 10:26 am
Tags:

(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."

Bu muazzam kitabı sana indiren O’dur. Onun âyetlerinin bir kısmı muhkem olup bunlar Kitabın esasıdır. Âyetlerin bir kısmı ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar sırf fitne çıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için müteşabih kısmına tutunup onlarla uğraşır dururlar. Halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu Allah’tan başkası bilemez. İlimde ileri gidenler: “Biz ona olduğu gibi inandık. Hepsi de Rabbimizin katından gelmiştir.” derler. Bunları ancak tam akıl sahipleri düşünüp anlar ve şöyle yalvarırlar:

“Ey bizim kerîm Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhab Sensin Sen!”

[Ali İmran 7,8]

okuyucu.worpress.com

 

One Response to “Ey bizim Kerîm Rabbimiz”

  1. ahmed Says:

    Bu Günlerde Kunut Duası’na Sığınıyorum!

    Gündüzlerimin geceler kadar karardığı şu günlerde,

    anasına sarılan küçük bir çocuk gibi Kunut Duası’na sığınıyorum.
    Hani yatsı vakitlerinin en sonunda tam rükuya eğileceğiniz zaman
    bir kere daha tekbir getirip kalbinizi açarsınız ya Rabbe…
    İşte o yakarışlar, ciğerimin içinden kor bir alev gibi yükseliyor.

    Kederliyim.
    Kırgınım.
    Şaşkınım.

    “Filiz kırıldı” fırtınasına yakalanmış gibiyim.
    Konuşmanın ve yazmanın hiçbir fayda getirmeyeceği bir kin selinin önünde,
    daha ne kadar dayanabilirim?
    Allah’ım üzerimize sabır yağdır,
    ayaklarımızı Hakk’ın onurlu yolunda sabit eyle.

    Hâlbuki ben, büyüdüğümü zannederdim, insanın hayatta öğreneceği ne çok şey varmış meğer…
    Ve bilinçaltında özenle biriktirilmiş kinin, garezin, öfkenin o akıl almaz cüssesi,
    yine içlerimizde özenle istif edilmiş nefret odunlarını nasıl da ateşlermiş…

    Ateş ve bela dalgası!
    Resulullah’ın (sav) keder ve bela anlarında Kunut’u niçin ağlayarak okuduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

    Kunut, Kunut, Kunut!

    Hz. Eyyub’un dediği gibi: “Acı, bana cidden değdi” Ya Rabbi.

    Hz. Yakup’un söylediği gibi: “Ben şimdi kederimi yalnızca Sana anlatırım” Ya Rabbi…

    “Allahım!”
    “Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz,
    razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz.
    Sana inanırız, Sana tövbe ederiz. Sana güveniriz.
    Bize verdiğin bütün nimetlerini bilerek Sen’i hayr ile överiz.
    Sana şükrederiz.
    Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları Sen’den başkasından bilmeyiz.
    Nimetlerini inkâr eden ve Sana karşı geleni bırakırız.”
    Bırakırız… Bırakırız… Bırakırız…
    “Allah’ım!”
    “Biz yalnızca Sana kulluk ederiz.”
    Sana… Sana… Sana…
    “Namazı yalnız Senin için kılarız.
    Ancak Sana secde ederiz.
    Yalnız Sana koşar, Sana koşar, Sana koşar ve Sana yakınlaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız.
    İbadetlerini sevinçle yaparız.
    Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz.
    Azabındansa korkarız…”
    Korkarız… Korkarız… Korkarız…
    “Şüphesiz Senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.”

    Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?
    selam ve dua ile kardeşim Allah razı olsun


Leave a Reply