Umut Huzmeleri

“So lose not heart, nor fall into despair: and you shall have the upper hand if you are believers.” — Quran (3:139)

Ey Masum Nebî Temmuz 1, 2009

y1pFIv7eveJ7zb8dreviNQCj0icy2xLENujM01MJxbp5UQ6SKbG0fojpV_-j0sscjWYuE08ddEODbg

Şimdiye kadar, binlerce insan, yüz binlerce kitap hep O’nu anlattı. Bunlar arasında, o ateşin pervanesi olanlar olduğu gibi, ışıktan rahatsız olan yarasalar da vardı. Ancak, görüşleri, hatta dinleri muhtelif bu insanlar, bir noktada birleşiyorlardı. İşte o nokta, Allah Resûlü’nün iffet ve ismetini tasdik noktasıydı.

Bir mânâda biz de o ateşe pervane olanlardanız. Sözümüzü hep O’nun iffet ve ismeti etrafında dolaştırıp duruyoruz. Bu bir kadirşinaslık da değil; hak gibi, vecibe gibi, umumî takdir gibi cebri anlayış ve anlatıştır; ancak, şunu da itiraf etmeden ve hatırlatmadan geçemeyeceğim:

Bu satırların okurları sakın, O’nu ve O’nun iffetini, benim ifadelerim içinde aramasınlar. Bu mevzuda onlara asıl rehber, selefin kitaplarıyla, onların tertemiz ve dupduru vicdanları olsun. O vicdan ki, onda hep Hak görünür. Hakk’ın o en nezih temsilcisi ise, işte ancak bu vicdanlarla bilinir. Gönlümüzle beraber vicdanlarımız da, O’na ebedî bir otağdır. O ne ulvî otağdır ki, onda Nebiler Sultanı ârâm etmektedir. İşte sözün burası, benim için âdeta bir bam telidir; elimde değil, dert mızrabı dokundukça bana şöyle dedirir:

Ey Masum Nebi! On dört asır evvel zuhur ettiğin gibi bir kere daha zuhur et. Arap’ın karanlık dünyasını aydınlattığın gibi, dokuz asırdır dinine hizmet eden ve bu kudsî vazifenin bayraktarlığını yapan şu asil ve necip milletin iklimine de uğra, orayı da aydınlat! Ne olur atını mahmuzla, bir de bizim ülkemize gel! İnan ki yetişen ışık süvarileri artık seni yalnız bırakmayacaktır. Senden görecekleri tek bir işaret, tek bir tebessüm onların, bütün varlıklarını istihkar etmelerine yetecektir.

~Sonsuz Nur

 

One Response to “Ey Masum Nebî”

  1. Hakan Says:

    Hersey super yorumsuz


Leave a Reply