
Hâris İbn Hişâm ki, onu herkes bilir. Ebû Cehl’in kardeşi, İkrime’nin de amcası ve kayınpederi olan bu sahabi, Efendimiz’in vefatından az evvel Müslüman olmuştu. Müslüman oluncaya kadar hep küfür cephesinin hem de ileri saflarında vazife alan Hâris, İslâm’a girdikten sonra da hep ileride ve daha ileride bulunmuştu. Nihayet Yermük’te tıpkı kütükte doğranan bir et gibi doğranmış, şehit düşüp Rabbine yürümüştü. Son dakikalarında kendisine su getirilir. İçmek maksadıyla matarayı dudaklarına götüreceği sırada, biraz ileriden bir ses duyulur. Bu cılız ses de su istemektedir. Hâris hemen matarayı dudaklarından iter ve işaretle suyun ona götürülmesini ister… bu ikinci şahıs da tam matarayı ağzına götüreceği sırada başka bir sesin “Su!” diye inlediği duyulur. Derken ikinci şahıs da üçüncüye işaret eder.. ve ona ulaşılıncaya kadar o vefat etmiştir.. dönüp geri gidelim derken üçü de, bir yudum su içemeden hayata gözlerini yummuşlardır.
Diğergâmlık.. Allah Resûlü’nün mümtaz hasleti. Ve sahabe de Allah Resûlü’nden insibağla diğergâmlık denen bu yüce haslette ilerilerin ilerisinde. Evet O, başkasına hayat vermek için yaşıyor ve akıllara durgunluk verecek fedakârlıklarda bulunuyordu. O öyle olduğu gibi, ashabı da öyleydi. Yukarıda verdiğimiz misal ise binlerceden sadece biri…
~Sonsuz Nur









